ailesiyle beraber bursa’ya yerleşen suriyeli piyano dehası tambi esed’i tanımayanımız kalmadı. peki, ülkemizde başka hangi suriyeli değerleri ağırladığımızı biliyor muydunuz?

lokman derki efsanesi

beşşar esed 2000 senesinde suriye’nin başına geçtiğinde “şam baharı”ndan dem vurduran bir hürriyet rüzgarı eser gibi olmuştu. ne yazık ki pek çabuk geçen o rüzgardan geriye, ed-dumari dergisinin raflarda çürüyen nüshalarından başka bir şey kalmadı.

ed-dumari, rejimi ti’ye alan ve bu sayede ilk sayısından itibaren satış rekorları kıran muhalif bir mizah dergisiydi. bu derginin karikatürlerini ali ferzat çiziyor, yazılarını (bütün yazılarını!) lokman derki yazıyordu. olağanüstü büyük bir etkisi vardı lokman derki’nin. öyle ki, dergiden ayrıldığında okuyucuların dörtte üçü de o’nunla beraber ayrıldı.

aslen kürt olan ve “kocaman bir arap-türk-kürt devleti hayal ediyorum” diyen lokman derki, iki senedir türkiye’de yaşıyor. şam’dan erbil’e hicret etmiş, ama sonra türkiye’yi tercih ederek izmir’e yerleşmiş. Yazının devamını oku »

10562629_680617182017288_7211941274099942533_oinsan var olduğu müddetçe iletişimden, ahlaktan, ekonomiden, siyasetten kaçamayacaktır. öyle ki, tarih boyunca insanoğlu tüm bunlar üzerine  sistemler kurmuş ve yaşatmaya çalışmışlardır. bir felsefe öğrencisi olarak bunların bir kısmıyla ilgilenme imkanı buldum. kimi fazla sert, kimi gereksiz derecede yumuşak, kimi ise orta yolu tutsa da ruhsuz bir çıkarcılık ilişkisiyle doldurulmuştu. toplum sözleşmeleri, monarşi, egoizm, kapitalizm, komünizm…
kendi adıma, hiçbirini kusursuz bulmamakla beraber, elbette ki kimini kiminden üstün buluyorum. fakat hiçbirini üstün bulmadığım tek bir nokta var; o da ekonomiyi, ahlakı, iletişimi, sanatı bir arada bulurmaktır.
komünizmin ruhsuzluğu, kapitalizmin zalimliği ve diğer tüm gündem bile olamayan sistemlerin yetersizliğinden ziyade, iyi bir şeyle gelmek istiyorum karşınıza. zira sorunlardan dem vurup çözüm için çalışmayanlardan, çözümü açıklamayanlardan olmak istemem.
kur’ân’a bakışım onu inceleyip allah’ın kitabı oluşuna şahitlik ettikten sonra elbette ki değişti. bir kitabın allah’tan olması ne demek, biraz da burada durup konuya geçmek istiyorum.
allah, sonsuz bilgi, hikmet sahibi tek varlık. sonsuz bilgi sahibi olmanın ne demek olduğunu düşünmek bile beynimi hayli zorluyor. söylediği her şeyin iyi ve güzel olduğu bir “şey” düşünün. söylediği her şey en iyi ve en güzel, en yapılması gereken şeylerdir allah’ın. çünkü o sonsuz bilgi ve merhamet sahibidir; rahmandır, rahimdir.
ayetleri incelerken buna tekrar tekrar tanık olmamak elde değil. lafı çok uzatmadan allah’ın bizden istediği bir şeyi sizlerle beraber okumak istiyorum. Yazının devamını oku »

devrimcinin şiiri

28 Ocak 2015

palestine-paul-autodore

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

gece vakti devrimci bir edayla geldi yine
allah örtüsünü çekti üzerine aydınlığın
allah örtüsünü çekti üzerine
toprak uyuyordur
amerika uyuyordur israil uyuyordur
filistin kan ağlıyordur yine
ve ramazan sofralarında izlemeye tenezzül etmediğimiz
savaş haberleri

çocuk değil devrimci yetiştiririz
analarımız devrimci doğurur bizim
babaannelerimiz, teyzelerimiz
ah helallerimiz
patlatırcasına yazıyorum mavzerleri
çocuk değil devrimci yetiştiririz biz
ölümsüzler yetiştiririz barış için allah için
filistin’e susmayan türkistan’a susmayan
ses tellerini patlatan intihar bombacıları
cebindeki son kuruşa kadar
allah’ına kadar kardeşini düşünen teröristler yetiştiririz biz
ah kardeşlerimiz Yazının devamını oku »

bahauddin hurremşahi’nin hazırladığı kur’ân bilimi adlı kitabın son kısmını oluşturan “kur’an sureleri sözlüğü”nü sizlerle paylaşma gereği duydum. bu bilgilerle kur’ân sureleri hakkında kabataslak bir bilgi sahibi olmanızı, genel çerçeveyi gözünüzde kestirmenizi hedefledim. hurremşahî’nin notlarına ara ara eklemeler ve düzeltmeler yaptım. sizi çok yormamak ve hepsini tek yazıya sıkıştırmamak için sözlüğü 5-6 parça bölümünde paylaşmaya karar verdim ve bu da ilki olacak. sure ve konu sayısı çok olduğu için içeriğin felsefi analizine inemedim. bu konuda affınıza sığınıyorum. ileri zamanlarda allah’ın izniyle surelerin konu konu, ayet ayet tefsirlerini yazmayı planlıyorum. fakat bunun çok daha uzun süreceği kesin. bu nedenle sizlerin duasına ihtiyacım var. dualarınızla bana yardım eder ve hataya düşmememi sağlarsanız çok sevinirim. allah yar ve yardımcınız olsun.
-ferşat ö.

Yazının devamını oku »

charlie hebdo üzerine

20 Ocak 2015

geçtiğimiz günlerde onlarca kez yapmış olduğu gibi tekrar hz. muhammed’in karikatürünü çizen charlie hebdo dergisine(!) gerçekleştirilen saldırı sonrasında daha 1 gün dolmadan tüm dünya ayağa kalktı. neredeyse her ülkede “je suis charlie(ben charlie’yim)” pankartlarıyla on binlerce kişi yürüyüş yaptı. dünya genelinde(özellikle fransa’da) müslümanlara karşı saldırı ve islamofobi arttı. gazeteler, dergiler, televizyonlar, radyolar… özetle tüm sosyal medya charlie hebdo’yu konuştu. yaklaşık 10 kişinin ölümü tüm dünyanın gözünü fransa’ya çekmeye yetti. çünkü orası fransa’ydı ve mevzu islam’dı.

üzerine binlerce şey yazıldı, çizildi. “gerçek islam bu değil” diyenler ve “islam terör dinidir” diyenlerin hengamesinde, bize bu acziyeti izlemek düştü. çünkü “gerçek islam bu değil” demek gerçek islam’ın yaşanmadığını, “islam terör dinidir” demek de islam’ın ne olduğunun bilinmediğini gösteriyordu.

ben bugün konunun islam’a uygun olup olmayışından ziyade, elime geçen birkaç dökümanı sizlerle paylaşarak genel çerçeveyi buraya aktarmak istiyorum.

charlie hebdo’yu kutsallaştırmak

1991’den bu yana harvard üniversitesi avrupa çalışmaları merkezi üyesi, yazar ve çevirmen olan arthur goldhammer “charlie hebdo’yu kutsallaştırmak” adlı bir yazı yazdı.

yazısında charlie hebdo için “her hâlükârda, saldırıya yol açan şeyin derginin yayınladığı pek çok hicivli karikatürden biri olduğu kesin; zira charlie hebdo’nun işi, sağcı, solcu, protestan, katolik, müslüman, yahudi, kadın, erkek, batılı, batı dışı herkesi rencide etmekti.” cümlelerini kullanan goldhammer, “charlie hebdo, aslında kutsalların altını oymanın peşindeydi.” diyerek derginin genel felsefesini ortaya koydu. zira charlie hebdo dergisinde hz. muhammed’in, hz. meryem’in, hz. isa’nın çokça müstehçen karikatürü yapılmıştı.

charlie’nin hicvi zaten esas itibarıyla zevksiz ve müstehcen olmak, görgü kurallarını hiçe saymak, mesajını iflah olmaz, yola gelmez bir üslupla vererek başka hiçbir yerde yayınlanma imkânı bırakmamak üzerine kuruluydu.

tüm bunlara karşın yapılanın bir terör eylemi olduğunu asla inkar etmeyen goldhammer, charlie hebdo’nun değil, barışın kutsallaştırılması gerektiği görüşünde..

bahsi geçen yazı: http://www.aljazeera.com.tr/gorus/charlie-hebdoyu-kutsallastirmak Yazının devamını oku »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 413 takipçiye katılın