en popüler zehir: sigara

26 Aralık 2015

bugün youtube aboneliklerimi gezerken bir vücut geliştirmecinin videosuna rastladım. başka bir vücut geliştirmecinin hali hazırda bir video yaptığını fakat 1-2 şey eklemek için bu videoyu çektiğini söyledi. ben de diğer videoyu açtım. videoda yurt dışında vücut geliştirme yapan bir türk vardı. 3-4 günlüğüne türkiye’ye gelen vücut geliştirmeci öyle bir şok yaşamış ki bunu videoya alma gereği duymuş. abimizin derdi, herkesin elinde sigara olması…

yurt dışında bu kadar yoğun sigara tüketimi olmadığını söyleyen arkadaşımız türkiye’deki bu yoğun sigara tüketimini görünce şöyle söylüyor “bir gün sigarayla ilgili video çekeceğim aklıma gelmezdi.” o kadar fazla insan tüketiyormuş ki yurt dışına göre, göz, koku ve sağlık açısından aşırı rahatsız edici bir durum karşısında kalmış. dolayısıyla vücut geliştirmeci takipçilerini uyarmak için mevzubahis videoyu çekmiş: “abi protein zararlı mı, şu hareket nasıl yapılır diye soruyorsunuz ama deli gibi sigara içiyorsunuz. asıl sigara zararlı” diyor ve konuyu kapatıyor..

geçtiğimiz günlerde nobel ödüllü aziz sancar’ın sağlık bakanlığı desteğiyle hazırladığı sigara videosunu(*) hepiniz görmüşsünüzdür. koskoca adam “sigara içerseniz dna’nız tahrip olur” diyor. dna yahu dna.. fakat alışkanlıklar tehlikeyi görmemi/zi engelliyor. dna’ya sigara parası muamelesi yapıyor ve önemsemiyoruz. bu çok garip bir şey. ayakları üşümesin ve hatta elit görünsün diye yüzlerce liraya ayakkabı alan çoğu zengin leş gibi parliament kokmaktan ve bunun sağlığını zedelemesinden rahatsız olmuyor. fakirleri konuşmuyorum bile.

tüm bunların neticesinde bir araştırma yapmaya karar verdim. konumuz: dünyada ve özel olarak türkiye’de sigara tüketimi..

sigara çok önemli bir problem olduğu için veri edinmem hiç uzun sürmedi. yaptığım araştırmaya göre 2014 yılında tüm dünyada tüketilen sigara adeti/dalı sayısı tam 5.8 trilyon. bu da sadece sigara kağıdı üretmek için yılda yaklaşık 100 milyon ağaç demek. bir sigara bile sigara içmeyen bir insan için odanın yaşanılmaz kılınmasını sağlıyorsa 5.8 trilyon sigaranın 1 yılda dünyayı, atmosferi ne hale getireceğini düşünün. parfümden ve araba dumanından çok da farklı bir duman değil ayrıca sigara dumanı. fakat konuyu şimdi istatistiklere getirmek istiyorum..

dünyada sigara tüketimi

sigara tüketimi global Yazının devamını oku »

Selam kardeşler. Blogumda bugün bir hanım yazar ağırlıyorum. Yazın “sektörünün” de erkeklerin veya erkilliğin elinde olduğu bir zamandayız. Biz müslümanlar mülkiyette adaleti tahsis etmeye çalıştığımız gibi yazın hayatının, eleştirileri hedeflerinin de adaletli olması gerektiğini hesap etmeliyiz. Fakat bu yazıları pek göremiyoruz. Ya erkekler yazıyor, ya da erkil kadınlar. Bu yazıda bloguma misafir ettiğim hanım arkadaşın dertlerini okuyacaksınız. Dilerim kardeşimiz diğer hanım ve beyefendi arkadaşların da silkinip kendine gelmesi, meydanlara, yazın hayatına atılması için bir vesile olur. İyi okumalar…

ferşat ö.

Bismillahirrahmanirrahim

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki eğer bir bayan olarak yazacaksam elbette kadın merkezli yazmak durumundayım. Kimse gücenmesin. İlk önce birbirimizi doğru anlayalım.

Bilindiği üzere, kadın ve erkek Allah’ın verdiği bütün sorumlulukları paylaşırlar ve yine insanlar doğuştan Allah’a değer olarak aynı yakınlıkta veya uzaklıktadır. Bu mesafeyi aşmak insana bırakılmıştır. Yani anlayacağınız, bu durumun X veya Y kromozomu taşımakla pek bir alakası yoktur. Bir kadın İslam’ın kadına verdiği değeri ancak kendi kapasitesinde yeterince yüceltebilir ya da yerle bir edebilir. Elbette hiçbir erkeğin buna gücü yetmeyeceği gibi hiçbir devletin de gücü yetmeyecektir. Bu cümlede kadın ve erkek yer değiştirebilir. Yine mana değişmeyecektir. Sanırım buraya kadar hemfikiriz. Farklı olma konusuna gelince elbette kadın ve erkek farklıdır. Yalnız bu, fizyolojik ve biraz da morfolojik farklılıktan daha ötesine gidemeyecektir. İşte ayrıştığımız veya görmezden gelinen nokta burada başlıyor sanırım. Zira kadınların Allah’ın kulu olduğu gerçekliğini görmezden gelip bir et parçasından daha ötesini göremeyen adamların varlığını kimse inkar edemez. Böyle adamların beyin fonksiyonlarında birtakım sorunlar olduğunu düşünmüşümdür hep. Nisa suresini okurlarsa düzelirler belki. Maalesef bu adamları haklı çıkaran bazı kadınların olması da su götürmez bir gerçektir. Düşmanca tavır alma derdinde değilim. Birbirimizi doğru anlayalım istiyorum. Müslüman kadın ve erkeğin birbirine düşmanca tavır alması kapitalizmin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayacaktır. Zira yeryüzünde nimetler ve bir de külfetler vardır. Kadın ve erkek nimete ortak oldukları gibi külfeti de beraber omuzlanmak zorundadır. Aksi takdirde, iyi ve kötü günde beraberliğe yemin etmenin pek bir ehemmiyeti kalmayacaktır. Şimdi bu birlik mesajını verdikten sonra biraz yüklenelim. Çünkü bu yazı pek iyimser olmayacak. Zira aynaya bakmak farz oldu artık. Yazının devamını oku »

gece yarısını geçtim yine. einaudi’ye ayarladım playlisti. şuan hangi eserde bilmiyorum. çalsın, bir şeyler var olsun yeter.

sigarayı sanırım 1.5 pakete çıkardım. karton karton aldığım için ne kadar içtiğimi kestiremiyorum. deli gibi uyumak istiyorum. ayaklarım üşüyor. uyuyamıyorum…

sabahları bir güç havaya atıyor beni. yalnızlığın karakteri olmuş yatağım beni yere atıyor. “koş, acı çek, yaşa, anlat, bağır, kavga et, haykır, çalış, düş, daha çok düş, inadına kalk, anlat, anlat ve anlat”

yürürken duvar diplerini tercih ediyorum itilip kakılmış ruh halimden mütevellit.. Yazının devamını oku »

dünya dönmeye devam ediyor. çünkü insanlar da ona hükmetmeye çalışsa da, orada sadece allah’ın sözü geçiyor. güneş her gün doğuyor, dünya döndükçe havalar soğuyor, kar yağıyor… fakat insanın doğadan tasarrufu konusunda işler iç açıcı değil. zira, doğanın eşsiz döngüsünü işleten allah’ın toplum için verdiği kaidelere uzak durmayı seçiyoruz çeşitli nedenlerle… Yazının devamını oku »

 young-friends_2

 

 

 kardeşlerim.. hepinizi tanıyor, biliyorum. hepiniz çok güzel insanlarsınız. sizler, dünyayı şiir tadında kılmak, çocukları koşup oynarken görmek, annelerinizin güler yüzüyle neşelenmek isteyen insanlarsınız. hepiniz-kimse hariç değil-, hangi partiye oy verirse versin, hangi türküyü dinlerse dinlesin, hangi cemaatte namaz kılarsa kılsın benim kardeşimsiniz. eminim ki, siz de insan sevgisiyle dolu insanlarsınız. zira islam(barış) dininin müslümanları(barış yolcuları)yız. 

içinde bulunduğumuz düzenin tekrar farkında olmak için dünyamızı şöyle biraz dillendirelim. ardından bu düzende içine düştüğümüzü düşündüğüm bir problemi dillendirip çözüm önerimle yazımı sonlandıracağım. Yazının devamını oku »