Karanlık

02 Ağustos 2012

Evren affetmez, kendisinden çalınanı alır geri acı çektirerek. Acı, kıvrandırır. ağrı gibi değildir, yakar! Güçlü olmak istiyorum, zorla. Burası çok karanlık, göremiyorum, dokunduğum her yerden bir şeyler acıtıyor ellerimi. Tutmak zorundayım yine de, kurtulmam için, duramam buralarda, etrafımda milyonlarca karanlık var, tekmeler vuruyorlar, zincirler, görmesem de hissediyorum, yakıyor. Acizim, ama güçlü! Pes etmeyeceğim, aldıklarını vereceksin geri…

Karanlık bir sabaha daha merhaba de. Bilinmezliğin göbeğindeyiz yuvarlak bir dünyada. Güneşin doğup batması bile robot gibi hissetmeme neden oluyor. Her sabah duş alınca rahatlıyorum az da olsa, vaftiz olmuş gibi hissediyorum, günahlardan arınarak başlıyorum yeni güne.

Vereceksin geri aldıklarını. Sen de biliyorsun, alma o zaman, yazık etme geçmişine ve geleceğine  şu an için. İnsan, neler oluyor. Neredeyim ben? Karanlıktasın yine, göremiyorum, ama hissediyorum oradasın. Neden her şeyi benden bekliyorsun? Dokun bana çek elini sonra geri, en azından bileyim burada olduğunu… Baphe! Ses ver, hayır…

Maddiyatımızı tatmin ettikçe maneviyatımızı unutuyoruz, rahatlıyoruz haliyle, mutlu olduğumuzu sanıyoruz, kaçıyoruz sadece. Maneviyatsa maddiyatı unutturuyor. Maddiyat sona erse de, maneviyat ölümsüzlüğü içiriyor karanlığına. Yerden kesiliyor düşüncelerin, özgürlüğü hissediyorsun, hiçbir zaman özgür olamayacağını bilsen de. Maneviyat ağır geliyor, kirletiyoruz birbirimizi maddiyatla. Kararıyor her taraf ağır ağır anlayamıyorsun ne olduğunu, haliyle karanlıkta kendini güneşlenirken buluyorsun ve bunun farkına varman yaklaşık bir hayat alıyor. ..

Dur, gördüm, oradasın işte!  Biliyorum. Lanet olsun kıpırdamıyorsun. Ama nefesini  duyabiliyorum. Kapa gözlerini…

Boşlukta hissediyoruz hepimiz, kurtulmaya çalıştığımızı sanıp kendi kısır döngümüzü oluşturuyoruz. Hiçbir şeyi bilmiyoruz. Sadece basit alışkanlıklarımız var. Yükselmeye çalışmıyoruz, başkalarını alçaltıyoruz hep. Dünya. İnsanlar. Yeterli mi? Hayvanlar başkaları üzerinden geçinir sadece. Ne sevmeyi biliyoruz ne sevilmeyi. Ağlatıyoruz, dayanamıyormuş gibi hissedip ağlıyoruz, ya da pes ediyoruz. Her zaman bağımlıyız başkalarına. Hayvan gibi, zevkimize, kârımıza düşkünüz. Mutluluğu iki bacak arasına sıkıştırıp yok olmuşuz, sıkıştırmayanla da dalga geçer olmuşuz. Her şeyi bilir olmuşuz.  Korkaklar!

Kapattın mı! Göremiyorum. Nefes de almıyorsun. Duyamıyorum. Yak bari canımı, bileyim hâlâ burada olduğunu. Kurtulacağız buralardan.

Ne halim var ağlamaya, ne de vaktim, dokunmam gereken karanlıklar var. Pes etmeyeceğim, aldıklarını vereceksin geri…

Her saniye kırpıyorsun gözlerini, acı çeksem de dokunuyorum, hissediyorum. Karanlık gösteriyor burada olduğunu ve bir gün hep olacağını.

 Ancak yeterince karanlık olduğunda yıldızları görebilirsiniz. 

Charles A. Beard

Reklamlar

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: