Stairway to Heaven

30 Ağustos 2012

 

Erken biten bir günün ardından uykuya daldım yine sabah 8:30 civarlarında. Giydim boyalarımı, en ıslak dokunuşlarla süzüldü müzik kulaklarımda. Her notasında ayrı izler ama aynı hisler vardı. Yokluğundu beni var eden, varlığında sen olacaktım çünkü, gözlerinde kaybolup damlayacaktım kulaklıklarından kalbine ve büyütecektim mutluluk veren tüm ormanlarını, yaprak sesiyle uyuyup güneşle uyanacaktın, gözlerinde uyanıp kalbinde uyuyacaktım. Velakin yürüdüm ıslak kaldırımlarda, gökyüzü fazla ağlaktı bu zamanlar aşık olduğundan yapraklarına. Soğuktu hava iliklerine kadar hissetmenden ötürü. Ufukta biten bulutların verdiği sarımtrak beyazlık mutlu etmeye çalışsa da karamsarlık bastırıyordu içimi. Büyüklüğü göreceli dünyada küçük ama içindekinin göreceli olduğu damlalar boyuyordu resmini yüzüme düşerek ütopyamın baş köşesine. Sen hariç her şey var, ama sen olmadan her şeyin hiç olduğu. Oldum olası ısınamadım arabalara. Onca zahmetle milyonlarca kez düştüğün üzerime çamur atıyor yanımdan önemsemeden geçerek. E aşk iki kişiliktir diye dememişler boşuna, üçüncüsü gelecekse de bizden gelir, o da üçüncü sayılmaz. Aşk, hep iki kişiliktir. Haliyle sövüyorum arkasından duymayacağını bilsem de. Annesinin eline tutmuş diz boyu çocuk, arkasından görüyorum, gayet sabit hızla iniyorlar bayır aşağı, montları üzerinde, oğlanın(veya kızın, bilmiyorum) atkısı da üzerinde ama yağmura aldırış etmiyorlarmış gibi. Yağmıyor mu yağmur yoksa? Aklım gidiyor böyle arada, yağmasa neden giyinsinler o kadar. Ama ellerinde şemsiye yok? Bende de yok. Soğuk hava oldukça. Ne giymiştim ben? Pantolon, kazak, atkım, montum, güzel. Şemsiyem yok, ıslanıyorum, ama onlar ıslanmıyorlar gibi. Gözden kayboldular inerek bayırı. Bu olmadıklarını göstermez tabii. Ama ıslanıyorum, bu varlığını gösterir mi acaba. Yoksun mesela, yokluğunu gösterir mi bu? Hissediyorum ama, peki varlığının kanıtı mıdır bu?
Sen hiç evrende varlığından bile haberi olmadığın birine aşık oldun mu? Islanıyor musun? Boyaların, akıyorlar mı çamura karışıp, yoksa dimdik ayakta mısın? Notaları duyabiliyor musun? Peki hissedebiliyor musun renkleri? Bağır sessizliğini renkleri dinleyerek, cennete uzanan merdiven…

Reklamlar

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: