Türkiye İktidarı Üzerine

26 Haziran 2013

Geçen ay, bundan bir iki gün sonra Gezi eylemleri patlak verdi. Patlak verdi, yani bir anlık bir oluşum değildi. Bu bir ay içinde ders kitaplarında okuduğum olayları yaşadım. Tarihi gördüm bir nevi. Neler gördüğümü bilmenizi istiyorum…

Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesileceği ve yerine bir şey yapılacağı herkesçe biliniyordu. Bu şey ister avm olsun, ister şehir merkezi. Demokratik hakkını kullanan halk sosyal medyadan örgütlenip Gezi’ye gitti -Eylem için devletten izin alınabilirdi diyeceksiniz, biraz ağır olacak belki ama, boş konuşuyorsunuz. Eylem için izin istense, eylem “devletin izin verdiği bir yer”de yapılacak ve hukuki bir durum söz konusu olmadığı için eylem bitene dek belki de ağaçlar çoktan kesilmiş olacaktı. Devlete karşı yapılan bir eylemi devletin izin verdiği yerde ve izin verdiği saatlerde yapmak da ayrı bir ironi.- ve sivil bir direniş başladı. Bu süre zarfında Park’ta müzik dinletildi, kitap okumaları yapıldı. Belki de Türkiye’nin bugüne dek görmediği bir ortam oluştu. Okan Bayülgen’in yüzlerce insana kitap okuduğunu asla unutmayacağım. “Bu ülkeden bir şey olmaz, şeriat gelmeden Norveç’e veya Finlandiya’ya gitmeliyim.” düşüncem yerle bir oldu.

Her ne kadar bazı örümcek kafalar (baş örtüsüyle alakası yok) “Tayyip’in gggötünün kılıyım” dese de, 11 ay halkın ebesini horon ettirip 1 ay kömür/erzak dağıtıp “dünya lideri”, müslümancılık taslayıp sponsoru Ramsey olan, ve “komşusu” açlıktan ölürken, oğluna iş isteyen babaya “senin oğlun da işsiz kalsın, ne olacak” dediği halde, oğluna “gemicik” alan, “dindar bir nesil istiyoruz” deyip “düşünmeyen bir nesil istiyoruz” mesajını veren, insanların düşüncelerine, alkolüne, cinsel hayatına engel koyan(cinsel sitelerin devlet tarafından engellenmesinin, “tecavüze uğrayan annenin çocuğu öleceğine annesi ölsün” denmesinin, anne karnında bir çocuğa karışılmasının hiçbir açıklaması olamaz), Davos’ta Şimon Perez’e “one minute” atarının yanı sıra “öldürmeye sıra gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” kapağını koyup ülkesinde polislerine sadistçe emirler veren, halkını “çapulcu, ayyaş, tinerci, marjinal, terörist vs.” gibi ithamlarla sınıflara ayıran, halkı birbirine düşüren, kendi ülkesinden çok Obama’yla özel görüşmede olan, her toplumsal olaydan “daha önceden planlanmış gezilerdi bunlar” bahanesiyle yurt dışına kaçan, insanların düşüncelerini paylaştığı Twitter’a, haliyle insanların düşüncelerini belirtme imkanlarına “baş belası” diyen, “belirli bir kesmin inanç değerlerine hakaretten” 10 ay hapis yiyen Fazıl Say’a karşın kendisi üstü kapalı bir şekilde Mustafa Kemal Atatürk’e ayyaş diyen ve pişmiş kelle gibi sırıtan, “%50’yi evlerinde zor tutuyorum” diyerek kendine oy vermeyen herkesi tehdit eden, vatandaşına “ananı da al git” diyen, 10-15 yıl önce “3. köprü katliamdır” deyip şimdi halkın tepkisine rağmen Yavuz Sultan Selim adıyla bir köprü yaptırmak isteyen ve böylece alevileri kışkırtan, “gideri gelirinden çok” deyip devlet tiyatrolarını kapatıp, yerlerine geliri hiç olmayıp yüzmilyarlarca gideri olan camiler yaptıran, “akil insanlar heyeti” adı altında bir grup insanın dışındaki herkese gerizekalı yerine koyan bir başbakanımız olsa da, hala bu ülkeye dair umutlarım var. Gitmeyeceğim…

Aynı anda 7 gazetenin aynı manşeti vermesini, kapatılan metroların, iptal edilen deniz seferlerinin ve İETT’nin AKP mitingi için ücretsiz ve mesaisiz çalışmasını hiç kimse açıklayamaz. AKP’nin İETT’ye ödediği paranın belgesini Redhack deşifre etmiştir.

“Tarımı köylünün elinden almalıyız” diyen tarım, gıda ve hayvancılık bakanı Mehdi Eker’in AKPli olmasına şaşmamak gerek.

Daha önce cebinde adam gibi parası olmayan bir adam, başbakan olduktan sonra dünyanın en zengin 8. başbakanı nasıl olur? Açıklaması yoktur.

Ekmek çaldığı için 11 yıl hapis cezasına çarptırılan vatandaşın yanısıra, daha geçtiğimiz hafta, katilin bile kabul ettiği Ethem Sarısülük cinayetinin mahkemesi ardından fail polis “meşru(?) müdafaa”dan serbest bırakılmıştır. Açıklaması yoktur.

Hepsinden ziyade, Bab’Aziz izlemiş bir yönetmen adayı olarak ben, bir müslümanın ihtiyacından fazlasını geçtim, Ramsey’den giyinmesini, oğluna 80×30 mt büyüklüğünde gemi almasını ve daha sayamayacağım bir çok ekonomik/sosyal durumu samimi bulmuyorum. İki yüzlülüktür, yalancılıktır bu. Bir müslüman alçakgönüllüdür, az ile yetinir. Kapitalist müslüman olgusu çıkarcılık ve inanç yozlaşmasıdır. Bunları en bilgisiz ateist bile bilir. Fakat ne yazık ki hala bazı insanlar Tayyip’in götünün kılı. Olsun…

Reklamlar

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: