mükemmelliğe giden yol’un kitabı: dhammapada

06 Ağustos 2014

mukemmellige giden yol

mükemmelliğe giden yol, tatil için geldiğim, memleketim rize’de bir kitapçıda gezerken şans eseri bulduğum bir kitap. ismi ve yayınevi(dergâh yayınları) içine bakmamı sağlamıştı ve içinde hap tavsiyeler gördüm, oldukça ilgimi çekti. tam 84 sayfa olan bu kitabı irdeleyerek okumam 2 saatimi aldı ama okuduğum kitapların bulunduğu rafa koymaya gönlüm razı olmadı. çünkü tavsiye bu, insanın her an ihtiyacı olabiliyor. özetle tam masanın kenarında duracak, arada açıp bir iki cümle okunacak bir kitap. üstelik oldukça ucuz. ben biraz indirimle 4-5 tl’ye almıştım. şimdi kitabın genel özelliklerine bakalım.

dhammapada için “buda’nın yirmi dokuz yaşındayken sahip olduğu dünyevi her şeyi geride bırakarak başladığı, altı yıllık çilekeş ve münzevi bir yolculuktan sonra, sonsuz ışığı görerek aydınlandığı eşsiz deneyimin ürünüdür” diyor. yani kitabın öz adı olsa gerek. kitap “dhammapada üstüne” başlığında 2 sayfalık bir yazıyla başlayıp buda’nın hayatını ve budizm’in tarihini 5-6 sayfalık bir anlatımla gerçekten bilgilendirici bir şekilde özet geçiyor. sonra küçük bir “budizm’de kelimeler” bölümü var. kitabı okurken bu kelimelerin yarısından azına rastladım. sanırım meraklısı için koyulmuş hafif bir derleme. kitap hemen sonra nasihatlere başlıyor. kitabın en sevdiğim özelliği ise düzyazı olmayışı. yani her öğüt numaralandırılmış şekilde. bu da okumayı oldukça kolaylaştırıyor. öğütler konulara göre ayrılarak okuyucunun daha anlamlı bağlantılar kurması sağlanmış. yani kitabın bilgi, tasarım, dizgi açısından hiçbir sorunu yok.

kitabın içeriğini, üslubunu görmeniz açısından biraz alıntı yapmak istiyorum.

  • “bana hakaret etti, beni gücendirdi, beni mağlup etti, beni soydu”. böyle düşünenler kin ve nefret duygusundan kurtulamazlar. (sy.25)
  • ne yazık ki çok geçmeden, bu vücut yararsız bir kütük gibi bir kenara atılmış olarak yerde yatacak. (sy.31)
  • “bunlar benim oğullarım. bu benim servetim.” aptal olan kendisini bu şekilde meşgul eder. kendi kendine bile sahip olamayan, oğullarına ve servetine ne derece hakim olabilir? (sy.34)
  • gel de dünyaya bak. o, aptalların içinde battığı boyalı bir kraliyet arabası gibidir. akıllı olanlar bu arabaya hapsolmazlar. (sy.50)
  • iyi olan, himalaya dağları gibi ta uzaktan ışıldar; fakat kötü olan, gece atılan oklar gibi karanlıktadır. (sy.68)
  • harpte, yaydan çıkan oklara dirayet eden güçlü fil gibi ben de sessiz bir sükûnet içinde, acı sözlerle sabredeceğim; zira insanların çoğunda kendine hakimiyet yoktur. (sy.71)

kitap ilk baskısını dergâh yayınlarından 2005 yılında yaptı ve elimde de bu baskısı var. yeni bir baskı yaptı mı bilmiyorum. açıkçası yapmış gibi görünmüyor. samimiyetle okunduğunda gerçekten çok faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum. ucuz, dolu ve kaliteli basılmış bir kitabı duyurmamak boynumuza yük olurdu her halde. umarım siz de alır okursunuz.

sevgilerle.

fertagram@gmail.com
https://twitter.com/yesilozof

Reklamlar

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: