bir varoluş sanatı: acziyet

06 Eylül 2014

aurora-borealis-wallpaper-5076-5196-hd-wallpapers

 

saat 23:42. az önce süt almaya giderken, bu yoldan her geçişimde yaptığım gibi sokağın sonundaki caminin minaresine baktım. ay bulutların arasında fazla esrarengizdi bugün. elbette yeni bir şey keşfettim…

kendimi kainat karşısında çok küçük hissettim bugün. çünkü kainatı görebildim. zaten biliyordum ama kanıtıyla yaşadım bugün. apaçıktı gökyüzü. renkli ışıklar kırılıyordu, yıldızlar çok uzakta olduklarını belli ediyorlardı. değersiz, daha doğrusu güçsüz hissettim kainat karşısında. sonra istemsizce kendimi gökyüzüne bakmadan önceki halimle kıyasladım. daha güçlü, bilgili, dolu hissediyordum. tek işi okumak olan ve her gününü kitaplarla geçiren yalnız bir felsefe öğrencisi gibi. ayrıntılar, altın bilgiler, muazzam bakış açıları, afili cümleler… gökyüzü her şeyi değiştirdi… sonra şunu fark ettim ki insanın çapı, yani görüş mesafesi özgüveniyle ters orantılı. ne kadar uzağı görebiliyorsak o kadar aciz, mütevazı, daha doğrusu önünde her zaman uzun bir yol olduğu bilinciyle kendini gururlanmaktan alıkoyan bir insan oluyorsun. zira kainata(allah’ın kanunlarına) kafa tutmak ne haddimize; bize nefesi bile o veriyorken..

gelgelelim kötü havaların insanlarına.. bulutlar o kadar bastırıyor ki şehri insan tüm dertleri kendinin sanıyor. karamsar havalarda sadece kendini ilgiye muhtaç addedip insanlardan bir beklenti haline giriyor insan. daha agresif, nasıl desem, daha bireysel oluyor. insanın görüş mesafesi daralınca, bulutlar insanı karaya ittikçe, hayvan dostlarını, ağaçları, hammaddesi toprağı ve insan lardeşlerini unutuyor. kötü havaların basıklığı insanı kendi içine itiyor ve insan varoluşunda boğuluyor. çünkü  eksik olan, tamamlanması gereken tek şey insandır kainatta. oysa uzayın o eşsiz güzelliği hayvanları, insanları, kendimizi keşfettiriyor bize. ve haliyle tanrı’yı…

bence tüm bunları düşüncelerle bağdaştırabiliriz dostlarım. bencil insanların görüş mesafesi kısadır. kendini büyük görmek, “bir şey sanmak”, böbürlenmek, ahkam kesmek, koskoca kainatta bir kutuya girip kendini kendi küçük kainatının içinde dev gibi görenlerin işidir. siz yırtın o kutuyu! bulutların çekileceği o günü bekleyin. o güne kadar çalışıp bulutötesini, kainatı anlayabilecek bilgi donanımı edinin, hazırlıksız olmayın. zira görüş açısı kutusundan öteye geçememiş insanlar yangın anında kendilerini sokacaklardır. siz ölümsüzlüğü, sonsuzluğu keşfedin. karışın ona!

son olarak; yolun sonsuzluğunu görebilen insanlar ne kadar gelişirse gelişsinler, önlerindeki upuzun yolu görüp mütevazılık, acizlik kalkanını indirmeyeceklerdir. karatenin bir savunma sanatı oluşu gibi, acziyet de bir varoluş sanatıdır. düşman üzerinize tüm ihtişamıyla saldırdığında sizi kurtaracak olanlar temiz duygularınız olacaktır. 

insanları küçümseyip yüz çevirme. yeryüzünde böbürlenerek yürüme. allah kendini beğenip böbürleneni şüphesiz ki hiç sevmez.
lokmân/18
kur’an-ı kerim

 

 

ferşat ö.

Reklamlar

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: