isrâ suresi’nin 28. ayeti üzerine

28 Ocak 2015

10562629_680617182017288_7211941274099942533_oinsan var olduğu müddetçe iletişimden, ahlaktan, ekonomiden, siyasetten kaçamayacaktır. öyle ki, tarih boyunca insanoğlu tüm bunlar üzerine  sistemler kurmuş ve bu sistemleri yaşatmaya çalışmışlardır. bir felsefe öğrencisi olarak bunların bir kısmıyla ilgilenme imkanı buldum. kimi fazla sert, kimi gereksiz derecede yumuşak, kimi ise orta yolu tutsa da ruhsuz bir çıkarcılık ilişkisiyle doldurulmuştu. toplum sözleşmeleri, monarşi, egoizm, kapitalizm, komünizm…
kendi adıma, hiçbirini kusursuz bulmamakla beraber, elbette ki kimini kiminden üstün buluyorum. fakat hiçbirini üstün bulmadığım tek bir nokta var; o da ekonomiyi, ahlakı, iletişimi, sanatı bir arada bulurmaktır.
komünizmin ruhsuzluğu, kapitalizmin zalimliği ve diğer tüm gündem bile olamayan sistemlerin yetersizliğinden ziyade, iyi bir şeyle gelmek istiyorum karşınıza. zira sorunlardan dem vurup çözüm için çalışmayanlardan, çözümü açıklamayanlardan olmak istemem.
kur’ân’a bakışım onu inceleyip allah’ın kitabı oluşuna şahitlik ettikten sonra elbette ki değişti. bir kitabın allah’tan olması ne demek, biraz da burada durup konuya geçmek istiyorum.
allah, sonsuz bilgi, hikmet sahibi tek varlık. sonsuz bilgi sahibi olmanın ne demek olduğunu düşünmek bile beynimi hayli zorluyor. söylediği her şeyin iyi ve güzel olduğu bir “şey” düşünün. söylediği her şey en iyi ve en güzel, en yapılması gereken şeylerdir allah’ın. çünkü o sonsuz bilgi ve merhamet sahibidir; rahmandır, rahimdir.
ayetleri incelerken buna tekrar tekrar tanık olmamak elde değil. lafı çok uzatmadan allah’ın bizden istediği bir şeyi sizlerle beraber okumak istiyorum.

eğer rabbinden umduğun bir rahmeti aramak için muhtaç kimselerden yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit, en azından onlara yumuşak bir söz söyle!
17: 28

bir tek cümle. şimdi içinde nelerin olduğunu inceleyelim.
rabbinden umduğun bir rahmeti aramak” rızık peşinde koşmaktır. allah yolunda gösterilen her çabayı kapsar bu kısım. “rahmet”i aramak ve akabinde gelen “muhtaç kimseler” tabirleri bize konunun ekonomik olduğunu gösteriyor.
“ihtiyaçların için çalışıyorken muhtaç kimselerden yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan” ihtiyaçlarımız için rahmeti arıyor olmamız bizim de muhtaç olduğumuzu gösterir. dolayısıyla ayet “muhtaç olan biz, diğer muhtaçlara yardım edememek mecburiyetinde kalırsak, öyle bir imkanımız olamazsa” şeklinde açıklanabilir. “o vakit, en azından onlara yumuşak bir söz söyle!” ile bizden bu durumda ne istediğini belirtiyor allah. ayeti en baştan tekrar ele aldığımızda tüm taşlar yerine oturacaktır;

ey kulum! şayet sen benim rahmetimin peşinde koşarken diğer muhtaç insanlara yardım edemeyecek bir halde kalır ve onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde olursan, en azından, gönüllerini rahatlatmak, yanlarında birinin olduğunu hissettirmek için onlara içten, güzel bir söz söyle!

subhanallah! zekat, sadaka, infak gibi müesseseleriyle toplumun ekonomik döngüsüne asla yıkılamayacak sütunlar diken allah, bu sütunların en ücra köşelerindeki karıncaların mutluluğunu bile düşünüyor. ekonomiyle ahlakın bu denli iç içe olabilmesi insanı hayrete düşürmüyor mu? hepsi bir yana, aynı zamanda iletişimimizin, iletişim felsefemizin nasıl olması gerektiğini söylüyor allah “onlara, o senin gibi ihtiyaç sahiplerine yumuşak bir söz söyle” diyerek. ekonomi, ahlak, iletişim… peki nerede sanat? sanat ekonominin, ahlakın, iletişimin, tevhidin, kardeşliğin bu denli net cümlelerle allah tarafından bize öğütlenişinde. kur’ân’ın eksiksiz bir şekilde yaşanışıdır sanat. zekatı verirken sevgisini veren, orucuyla nefsini öldüren, namazıyla kainatın en asil duruşunu ikame eden, küçüklerini sevip büyüklerini sayan, gençleri hayalı, büyükleri hikmetli, toprağı bereketli o toplumdur sanat. subhanallah!

her ayetiyle onlarca ciltlik kitapları katlayan kur’ân’ın allah’ına hamd olsun ki, o bizim hiçbir ihtiyacımızı karşılıksız bırakmamıştır. her alanda, ayrıntılarıyla bize en güzel olanı kur’ân ile bildirerek kainatın en güzel kılavuzunu hazırlamıştır. bize de bu kadar emekten sonra okumak, yaşamak ve yaşatmak düşer.

koskoca deryadan sadece bir damladır bu cümleler. görmek isteyene görmesini bildirir allah.
yazımı bir sonraki ayetle bitirsem tam yerinde olur sanıyorum.

eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma ki herkes tarafından ayıplanan, kaybettiklerine hasret çeken bir hale düşmeyesin.
17:29

yazımda bir yanlışlık varsa, benim hatamdır.

ferşat ö.

 

Reklamlar

Bir Yanıt to “isrâ suresi’nin 28. ayeti üzerine”

  1. senturie * said

    çok güzel olmuş, emeğinize, ellerinize, yüreğinize sağlık olsun inşallah.

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: