süper kahramanlar mı ümmet mi?

07 Ağustos 2015

maxresdefaultbismillahirrahmanirrahim..

salat ve selam peygamberimizin; hamd alemlerin rabbi olan allah’ın üzerine olsun. bu yazıyı, cihadımızı, namazımızı, özetle tüm ibadetlerimizi başkalarının üzerine yıkmanın dünyadaki ve ahiretteki yansımaları üzerinde duracağım. dünyada islami değişimin ibadetlerimize yansımasını ve bu ibadetlerle dünyanın neresinde olmamız gerektiğini nedenleriyle tartışmamız gerektiğini düşünüyorum.

bu akşama syriza’nın haberiyle girdim. seçimlerden önce filistin’e yakınlığıyla bilinen syriza, olimpos dağlarında israilli pilotların eğitim alması için bir projeye girdi ve israil’le ilişkilerini geliştirmeye başladı. hepimizin takdir edeceği gibi bu ümmetimiz açısından kabul edilemeyecek bir durumdur. fakat biz de syriza’nın filistin’e yardım edeceğini duyup sevinen, sonra da israil’le yakınlaştığını görünce küfretmekten başka bir şey yapmayan bir ümmetiz. doğu türkistan, mısır, arakan ve tüm kanayan yaralarımızı “takım elbiselilerin” üzerine kuran, sadece takım elbiselilerin cihadını, namazını, zekatını önemseyen ve onlar için holiganlaşan bir ümmetin bireyi olarak bazı rahatsızlıklarımı belirtmek istiyorum…

fatiha suresi ve kardeşlik bilinci

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ

اِھْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ

her namazda okumamızın farz olduğu fatiha suresinin ilk 4 ayeti allah üzerine, son 3 ayeti ise ümmet üzerine olduğunu fark etmiş miydiniz? 5, 6 ve 7. ayetleri kapsayan duada, her birimiz tüm ümmet için dua ediyoruz. örneği 6. ayet olan “bizi doğru yola ilet” melindeki “ihdinas sırâtal mustegîm” ayeti kerimesi, “ihd” kelimesine gelen “na” ekiyle bir ümmeti kapsamıştır. 5. ayette ise “abd” kelimesinin başına gelen “n” eki ayete “biz” anlamı katmıştır. bu duanın hepimize farz oluşu ve hepimizin ümmet bilinciyle hareket etmesi gerektiğinin ayette gelen eklerle gösterilmiş olması dünyada izleyeceğimiz yolun formulü için bize bir ışık tutmalıdır..

“biz” ümmetiz, kardeşleriz!

كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ

siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve allah’a inanırsınız mealindeki bu ayette allah bizlere doğrudan “siz” diyerek şahıslar üzerinden dünya üzerinde bir değişim gerçekleştirmediğini, daha doğrusu değişimi kardeşçe, beraber emek üreterek getirebileceğimizi gösteriyor. “biz” insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış bir ümmetsek, allah’ın söylediği gibi, “biz” olarak hareket etmemiz gerekir ki insanlar iyiliklerine kavuşsunlar. iyiliği birbirimize emretmeden, kötülüklerimize karşı birbirimize yardımlaşmadan ve hep beraber yönümüzü sadece allah’a çevirmeden yeryüzüne hayır namına bir şey gelmeyecektir. asr suresinde ne diyordu allah?

اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ
اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

insan gerçekten de ziyan içindedir. ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.

bu ziyandan çıkabilecek olanlar ancak iman edip salih ameller işlemek konusunda birbirleriyle yardımlaşan, birbirlerine hak yolda destek olanlar ve gelebilecek her türlü imtihana karşı sabredip direnerek imanlarını şiir gibi giyen insanoğulları başka!

araf suresinin 34. ayetinde ecelimizin bile ümmetçe olacağı yazmaktadır. aynı surenin 181. ayetindeyine bizim yarattığımız insanlardan öyle bir ümmet var ki, onlar hakka yol gösterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler.“ denmektedir. birbirimize ne kadar muhtaç olduğumuz, ümmet için allah’a, allah için ümmete ne kadar muhtaç olduğumuz gözler önündedir.

velev ki

tüm bu ayetlerin ardı arkası kesilmez. daha onlarca ayette kardeşleşmenin, yardımlaşmanın, ümmetleşmenin öneminden bahsedilmektedir. burada benim günümüzü de göz önünde bulundurarak değinmek istediğim nokta şudur: allah, bir/kaç adamı destekleyen, hatta onlar için holiganlaşan bir ümmetten değil, kardeşçe, hatta eşit bir şekilde beraber hareket eden bir ümmetten bahsetmektedir. x şahsiyetinin “doğu türkistan için çin’e rest çekmesi”ne elbette sevinmeliyiz. fakat sevinmeyle kalan bir ümmet oldukça aslında bu haberlerin ne kadar da yalan olduğunu sanıyorum ki fark edemeyeceğiz. konuyu biraz daha açmak istiyorum…

televizyonlardan, bilgisayarlardan, gazetelerden, özetle tüm sosyal medyadan her günümüze girmeyi şeytanca başaran mevzular görüyoruz. dünya bir satranç tahtası gibi, fakat bu masada iki renk yok. herkesin bildiği ana karakterler var ve bunlar aynı mahallede oturuyorlarmış da birbirleri arkasından iş çeviriyorlarmış gibi bir hava hakim her haberde. biri bir diğerini yalancılıkla, diğeri hırsızlıkla, bir diğeri ispiyonculukla suçluyor. her organdan bize sunulan bu haberler doğrultusunda insan da ister istemez tarafını seçiyor ve bu satranç tahtasında unutulan taraf hep allah oluyor..

allah’tan aldığımız öğütle barışın tarafında olan bizler ise, bir kardeşimizin de dediği gibi söz hakkı verilmeyen fakat savaşta en ön safta tutulan insanlar oluyoruz.

ben bir kardeşiniz olarak bizi adeta dabbetül arz gibi bir örümcek ağıyla saran, zehriyle bizi birbirimize kırdıran ve hiziplere bölen bu yayın organlarını ne dediklerini umursamadan tek celsede siliyor ve sizi 1400 yıl önce başımıza nelerin geleceğini ve ne yapmamız gerektiğini bildiren yayın organına, kur’an’a çağırıyorum. “namaz kıldığı için” bir adama oy(?) vermektense “namazı zaten kılan” bir ümmet oluşturmak istiyorum. “israil’e rest çekti” gibi yalan olduğu bariz bir haberle bizi kandıran insanlardan ziyade “nerede zulüm varsa oraya allah’ın adaletini getireceğiz” diyen, annesinden başka kimseden izin almayan ve takım elbiselilerin reklam kokan kapitalistçe “tek adam” tavırlarını yıkan bir ümmet oluşturmak istiyorum. daha doğrusu, sizlerle beraber bu ümmeti inşa etmek ve onun bir parçası olmak istiyorum.

aksi takdirde, takım elbiseliler ayak tırnaklarından saçlarının uçlarına kadar akan paralarla zevk-ü sefa içinde kıytırık filistin, doğu türkistan haberleriyle bizi kandıracak ve biz de “resti çekti zaten, ben evimden filistin’e ne yapabilirim” diyerek romantik islamcı triplerinde tweetler atmaya, hipster edasıyla en bilinmedik şarkıları paylaşıp kendi atkılı islamımızı yaratmaya, ney üflerken hoş bir photoshop action’ıyla efektlenmiş fotoğraflarımızı twitter’da paylaşmaya devam edecek ve firavunun devletinde şeytani islamımızı yaşamaya devam edeceğiz. hatta köşe yazarlarımız da olacak ve filistin için şiirler yazacaklar. biz de “filistin için şiir de okuyoruz, daha ne yapalım)” bile diyeceğiz hatta.

yazımın yapıcı olmayan, fakat içinde bulunduğumuz durumun fotoğrafı olan kısmı burada hızlıca kapatmak istiyorum.

kapanış

اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْ

bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki,
allah da o toplumda olan hali değiştirmez.” diyor allah. demek ki öyle ya da böyle toplumu değiştireceğiz! peki bu nasıl olacak?

allah’ın değişmemizi istediği şey nedir? elbette ki salih/a bir müslüman. peki salih/a bir müslüman nasıl olunur? elbette ki ibadetlerimizi yaparak. ibadetlerini yaparken kardeşleşen, birbirine hatırlatıcı, yardımcı olan, hak yolu tavsiye eden insanlar olarak. toplumu bir devrimle değiştirmek isteyen insanlardan ziyade, halkı allah’ın yoluna sokarak demokratik, laik bir devleti şeriatlaştırmaktan söz ediyorum. toplumu oluşturan unsurların temelinde aile ve ardından arkadaşlık bağları varsa, önce ailemizden başlamalı ve örnek davranışlar sergileyerek ailemizin de ibadetlere meyletmesini sağlamalıyız. bu süreç içinde yakın arkadaşlarımıza da örnek olarak, onlarla küçük küçük diyaloğa girerek onların da ibadetlerini yapmasını sağlamalı ve bu süreç içinde tüketimimizden üretimimize kadar her şeyi islamileştirmeliyiz. bir ailenin ve 2-3 arkadaşın ümmetleşmeye başlaması demek tüm bu bireylerin yeni insanlara örneklik etmesi demektir. böylece örümcek ağını söküp atarak dünyayı cennetin arka bahçesi haline getirebilir ve allah’ı razı edebiliriz. bu vesileyle allah topluluğumuzu da hayırlı bir yola sokacaktır.

zor mu? bilmiyorum. namaz kılmak, tesettüre, salih arkadaşlıklara önem vermek, boş sözden uzak durmak ne kadar zor? siz karar verin.

hepsi bu kadar..

yazımda bir hata varsa benimdir.

allah’a emanetsiniz.

muaz.

Reklamlar

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: