cennet için şıklık yarışına girmek

12 Ağustos 2015

bismillahirrahmanirrahim

tesettur-modasi

bugün artık üzerine yazmanın, çizmenin, sokaklara dökülmenin farz olduğu bir konuyu, tesettür modasını ve özel olarak modanisa.com’u yazacağım. çünkü artık televizyonlarımızda, billboardlarımızda, sosyal medyada önümüze çıka çıka burnumuzun dibine kadar gelen bir zulüm mekanizmasının nasıl işlediğini, nelere hizmet ettiğini detaylıca düşünmek gerektiğini düşünüyorum.

tesettür noktasında, öncelikle tesettür modasının ne olduğunu, ardından bununla neyin amaçlandığını ve son olarak bu akımın kur’an’a uygunluğunu; ekonomi perspektifinde tesettür modasının neye hizmet ettiğini ve islami unsurları nasıl kullandığını delilleriyle, aşırıya kaçmadan ortaya koymaya ve tesettür konusu erkeklerin bu konuyu konuşması bağlamında bir negatif algı oluşturduğu için konuya erkil hiçbir açıdan yaklaşmamaya çalışacağım.

nedir tesettür modası?

pileli

tehlikenin farkında olun diye sansür kullanamadım. kusura bakmayın. görsel modanisa.com’dan alıntıdır

“tesettür dediğinizde ölçüleri çok bellidir. bizimki tesettüre pek girmiyor. bizimki ölçülü giyime giriyor daha çok. dış kıyafet değil ama…” -gönül kolat (1)

bu cümlenin sahibi olan kadın bağdat caddesi’nde islami giyim(!) mağazasına sahip. aynı zamanda modanisa.com “şirketi”nin yeni moda tasarımcısı. tasarladığı ürünlerin tesettüre uymadığını, hatta ahzab suresinin 59. ayetinde geçen, hanım kardeşlerimizin üzerine farz olan “dış kıyafet”ine de girmediğini söylüyor. üstelik bunu trt diyanet ekranlarında yapıyor. “tesettür” kelimesi anıldığında hangi düğmelerle hangi kolyelerin takılacağını, işte hangi, yemekte hangi kıyafetleri giyebileceğimizi, hangi renklerin en iyi kombin oluşturacağını pişkince gülerek, zevk ala ala anlatan bu insanlar bırakın ağızlarına ayet almayı, islam’a aykırı olduğunu kendi ağzıyla söyledikleri bu durumun daha da ileri gidebilmesi için “inşallah” diyorlar. bu başlığın tesettür modasının neliği altında şekillenmesini istediğim için konuyu daha ayrıntılı hale getirmeyeceğim. şimdi sıra esra seziş “kiğılı”nın tesettür modası tanımında..

aslen psikolog olup “hayallerinin(bana göre şeytanının) peşinden giderek” islami moda tasarımcısı olan “kiğılı” ise şu sözleri kullanıyor tesettür modası hakkında;

“ak parti iktidarı şunu değiştirdi: tesettürlü kadınların da toplumda var olduğunu hatırlatmış oldu. ve bu hatırlatmayla birlikte bizim de isteklerimiz öncelik kazandı. e tabii ki kadınların vazgeçilmezidir kıyafet”(2)

tıpkı kapitalist şampuan reklamlarındaki gibi “kadınlar saçları şöyle böyle olsun ister” sloganlarıyla önce bize fikrini çok doğal bir şeymiş gibi kabul ettirip üstüne zehrini inşa edecek olan kiğılı, yılın belli vakitlerinde arkadaşlarıyla bir araya gelerek emine erdoğan gibi isimlerin tesettürleri hakkında konuşup adeta bir “durum analizi” yapıyor ve nasıl daha şık, “modern” olabiliriz diye kafa patlatıyorlar. “onun yaptığı başörtüsünü kimsede görebiliyor muyuz? göremiyoruz. demek ki onun bir stili oluşmuş” diyerek bahsediyor emine erdoğan’dan. başörtüsü sanki tesettürün tek parçasıymış ve tesettür bir stil oluşturma, “pişti” olmama aracıymış gibi.

ben tesettürlüyüm demiyorum, ben kapalıyım diyorum. tesettür çok geniş kapsamlı. dediğiniz gibi dikkat çekmememiz lazım, daha bol giyinmemiz lazım, daha az makyajlı olmamız lazım… giydiğim şeyler tesettürde olmayan şeyler açıkçası. çünkü dikkat çekiyorum. mesela açık bir bayandan daha çok dikkat çekiyorumdur dışarıya çıktığım zaman. bu da tesettürle bağdaşmıyor. ben demiyorum ki yaptığım doğru. ama ben “kapalıyım”, bu kadar yapabiliyorum.”(2)

işte milyonlarca şehidi semada diz çöktürüp ağlatacak, belki yüzbinlerce kez “ya kahhar” dedirtecek o cümleler. kendi verilerine göre en az 2 milyon kadın bu sitelerden alışveriş yapıyor. ne için? sokakta gezerken açıklardan daha çok dikkat çekmek için mi? ben bilemem niyetlerini, fakat “kiğılı”mız itirafında pek samimi. soruyorum kardeşlerime, şehitlerin omzunda bugünlere kadar zar zor gelmiş bir medeniyete kafircesine bu kadar saldırmak bu ümmete, bu dine reva mıdır? dünya islam’a bu kadar muhtaçken, allah’ın dediğine göre “dünya hayatı bir göz açıp kapayıncaya kadar” geçiyorken, bir kelebek ömrünü bu kadar zalimce bir şekilde geçirmek bir müslümana reva mıdır?

kardeşlerim! “ben kapalıyım” dedikten sonra “açıklardan daha çok dikkat çekiyorum” demek ne demektir? vücudu örtmek ile kaplamak, vücudu saklamak ile adeta rengarenk bir tabloya çevirmek islam’ın neresinde vardır? “kapalı” olan birinin “açık”lardan daha çok dikkat çekebilmesi aklınıza hiç peygamber efendimizin “giyinmiş çıplaklar” hadisi şerifini getirmiyor mu? vücudu örtmek ve kaplamak farklı şeylerdir. örtülü bir şeyin içi görünmez. tesettüre girmek ve başörtüsü takmak farklı şeylerdir. beden sadece kafadan ibaret değildir. açıklardan daha açık hale gelmek, allah’ı değil erkeklerin keyfini baz alarak kapanan kadınlarla, açıklara bakmayı ulu orta yapamadığı için kapalı açıkları tercih eden, uçkuruna sahip çıkamayıp kadınları bir et parçası olarak gören erkekler aynı cehennemin soyundandır.

beni açıklardan hiç eleştiren olmadı. beni nedense sürekli kapalılar eleştiriyor. bu da ironik” diyerek adeta müslüman kadınların kendini çekemediğini söyleyen kiğılı, içine düştüğü gafletin boyutlarını gösteriyor bize. ve bu kadın, bu sektörü elinde tutan, yani bazı kardeşlerimin kapısında “yeni tunik çıkarsa da alsak” diyerek beklediği kadın.

son olarak “bir erkeğin bu konulara girip bizi eleştirmesi şaşırtıcı açıkçası” diyen kiğılı peygamberin cinsiyetinden bihaber olsa gerek. velev ki mesele cinsiyet meselesi değil, iman meselesidir.

tesettür modası neyi amaçlıyor?

Ekran Alıntısı

tekrar hatırlatmam gerektiğine inanıyorum ki, bu yazıyı nefsani ihtiyaçlarımı gidermek için değil kardeşlerimi durumdan haberdar etmek için yazıyorum. dolayısıyla tesettür modasının neyi amaçladığını elbette ki asıp keserek değil, bu akımın öncülerinin ağzından aktaracağım.

“bir kadının tarzı olmak zorunda. işte aynı, yemekte aynı kıyafetle olunmaz. herkesin bir karakteri var.” diyerek kıyafeti güvenlik, allah rızası ve dikkat çekmeme aracı perspektiflerinden çıkaran gönül korat’ın tek amacının “dikkat çekmek” olduğunu görebiliyoruz. bu akımın tesettüre nasıl baktığını anlamak için kaynakta verdiğim videoları mutlaka izleyiniz. ben de alıntılarımı oralardan temin ediyorum.

velev ki, kendisine “tunikleriniz neden çok pahalı” sorusu gelen kolat, hepsinin elde üretildiğini ve kaliteli ürünler olduklarını, “fason” üretim olmadıklarını, “hepsi elde üretildiği için pişti olma imkanımızın pek kalmadığını” söylüyor. yani tesettür bir pişti olmama aracıdır aynı zamanda. ne kadar da modernist, kapitalist ve gayri islami bir söylem(aslında hepsi aynı şey). rockafeller yaşasaydı bu zeka karşısında boyun eğerdi. çünkü “pişti olmak” gibi son derece modernist ve toplumun elit tabakasının kaygıları olabilecek bir durumu, sınıfsızlığı ve kuran’a bağlılığı savunan, yeniliklere/bidatlere karşı bir dine “yedirtmek” ancak bu kadar şeytani olabilirdi.

CL4SoJrWcAA69Mk

sonuç olarak, kendilerinin de dedikleri gibi tesettür modası dediğimiz şey islami ölçülerden uzak, şıklık ve moderniteye körü körüne uygunluk için kullanılan, dikkat çekmek ve pişti olmamak üzerine kurulu bir çekicilik nesnesidir. özetle müslüman kadınlara kıyafetleri konusunda gayri islami söylemler telkin ederek yemekte, işte, evde, okulda, kafede ne giydiğini düşünmekten hayata odaklanamayacak, sokakta yürürken diğer kadınların kıyafetlerini analiz ederek onlardan daha “güzel” giyinmeye çalışan, bir süre sonra ayetleri de unutup sadece güzelleşmeye odaklı, gitgide kısalan ve darlaşan kıyafetler sonucunda islami defilelerde daracık kıyafetleriyle boy gösterecek(bkz. tarz-ı bahar), filistin’e gitmek istese de eteklerine kan bulaşmasını istemeyen, afrikalı bir çocuğun başını eldiveniyle okşadıktan sonra eldivenini temizleyecek kadınlar türetmek istiyorlar. dolayısıyla bu konunun kurana uygunluğundan söz etmek bile saçmadır. zira bugüne kadar hiçbir hoca, hatta moda tasarımcısı “tesettür modası” diye bir şeyin islam’a uygunluğundan zerre kadar bahsetmemekle birlikte, bunun doğrudan islam’a aykırı olduklarını belirtmişlerdir. peygamberimizin ve allah’ın söylediklerini dillendirmeye gerek bile yoktur. dileyen istediği hocadan bu konuda araştırmasını yapabilir.

işin ekonomik boyutu

tesettür modasına uygun kıyafetler satan tüm sitelerin ortak özelliği içlerinde 150-200 liraya başörtüsü/şal bulabiliyor oluşunuzdur. 500 liraya ferace almanın sınıfsal boyutta ne anlama geldiğini izah etmem gerektiğini düşünüyorum.

500 liralık ferace demek, “feraceye 500 lira verebilen müslümanlar” demektir. yani adeta toplumun üst, elit kesiminin islam’ıyla alt sınıfın islamı’nı birbirinden ayıran şeydir 500 liralık ferace. dolayısıyla islami sınıfları(?!)işçi-patron zinciriyle bağlayan şeydir 500 liralık ferace. çünkü tesettür de bir ibadettir, namaz da. siz hiç 500 liraya namaz kılan gördünüz mü? gerçi vip şeridiyle namaz kılanlar da vardı ama, neyse. bu, apaçık bir şekilde islam’a sınıflı toplumu, kapitalizmi sokma girişimidir.

124124124

youtube’da aker’in, modanisa’nın, kiğılı’nın kanallarına baktığınızda belki hayatınızda hiç görmediğiniz kadar lüks odalar, efsane derecede kaliteli makyajlar ve sanıyorum ki süt banyosundan çıkmayan insanlar göreceksiniz. aynı zamanda “şal bağlama teknikleri” gibi ne idüğü belirsiz bir kaygıyla hanım ablalarımız bize saçlarını, boyunlarını da gösterecekler kimi zaman. ropörtaj konuları tesettür olmasına rağmen sürekli sırıtan 2-3 tane kadın “bu senenin renkleri şunlar” diyerek bizi aşırı temelsiz bir duruma itecekler ve iki kıyafet arasında hiçbir fark olmadığı durumlarda aralarında yüzlerce lira fark olacak çoğu zaman. bu da borsa mantığının, paris konformizminin, elitlik aşkıyla yanıp tutuşan, bir süre sonra bankayı da helallaştıracak bir kaygının ürünüdür.

“giyinmiş çıplaklar” hadisini hepimizden daha iyi anlayan, daha doğrusu şeytanlığı fıtratında olan kapitalizmin tesettür adı altında başörtüsüzlük başörtüsünü, gömleksizlik gömleğini, eteksizlik eteğini bize satabilmesi için tek ihtiyacı olan şey adnan oktar’ın kedicikleri formatında kadınlara islam kreması dökmek; kafası televizyonla, hande yener’le yıkanmış kadınlar ve seksist müslüman erkeklerdir. kapitalizm bunun için ortamını cihad edercesine emekle inşa etmiştir. bunun sonucunda olacak şey tüm dünyaya, dünya malına karşı bir duruş olan tesettürün kolunun, bacağının, renginin ve fiyatının tonuyla oynayarak onun de facto, tommy hilfiger ürünlerinden farksız hale getirilmesidir. bu da bundan 3-4 sene sonra adidas’tan koşucu kadınlar için kafa bandı formatında tesettür alabileceğimizin göstergesidir. özetle, karşı olduğumuz amerika’nın giyinmiş çıplak formatı olacağız.

daha canlı bir örnekle kapitalizm islam’dan nasıl para kazanır size göstermek ve ardından yazımı bitirmek istiyorum..

2

modanisa.com ramazan ayı boyunca 30 çifti umreye göndereceğini açıkladı ve bir çekiliş başlattı. çekilişe katılmak için yapmanız gereken tek şey 100 tl’lik alışveriş yapmaktı. ardından şayet size umre seyahati çıkarsa 5 yıldızlı otellerde süt banyosu yaparken cariyelerinizin getirdiği muz dilimlerini afiyetle yudumlayarak “elhamdülillah” diyebilecektiniz. özetle her şey aşırı derecede konforluydu. gelelim bir şirk’etin insanları umreye gönderip nasıl aynı zamanda para kazanabileceğine.

açıklamalarına göre çekiliş için tam 50754 kişi alışveriş yapmış. Yani 50754 kişi en az 100 tl para vermiş modanisa.com’a. Bunların içinde elbette 130-150 gibi küsüratlı rakamlar da var. fakat ben iyi niyetle yaklaşarak 100 tl üzerinden 50754 kişinin kaç para ettiğini hesaplamak istedim ve 5.075.400 tl (5 milyon 75 bin 400 tl) ettiğini gördüm. bu beş trilyon demek. ardından umre fiyatlarını araştırdım ve bulabildiğim maksimum fiyat 10.000 tl idi. 30 çiftin 60 kişi etmesine binaen toplam fiyat 600.000 tl edecekti. yani modanisa.com’un cebinden maksimum 600.000 tl çıkacaktı umre için. fakat cebine giren para 5 trilyon liraydı. bunun çok çok iyi niyetle 1.5-2 trilyonu ürünlerin masrafına gitse, buradan çıkacak sonuç şudur. modanisa.com insanları “hediye veriyormuş gibi” umreye göndererek, sadece umre kampanyası üzerinden 1 ayda en az 2.5, en fazla 4 trilyon salt kara girmiştir. İşte kapitalizmin, gayri islamiliğin akımının islam’ın parasını nasıl yiyebileceğinin en açık örneği.1

yaptığım hesaba göre azıcık ümmet olabilseydik o 50754 kişinin 5 trilyon lirasıyla “en az” 500, en fazla 1.000 kişi umreye gidebilirdi. fakat kapitalizm bu kadar kişinin sadece 60’ını umreye gönderip geri kalan parayı cebine indirmeyi her zamanki gibi çok iyi bildi.

kapanış

kardeşlerim! benim tek derdim 60 kişinin değil 1000 kişinin umreye gidebilmesi, müslüman kardeşlerimin hep birlikte, allah’ın da dediği gibi birbirlerinin velileri olarak, birbirlerine emanet bireyler olarak salih, saliha ve hatta mücahid, mücahide bireyler olarak bedenlerini teslim etmeleridir. filistin’de, suriye’de, mısır’da, arakan’da, doğu türkistan’da, hatta türkiye’de kanımızı sivrisinekçesine, bazense çivi yağmuruymuşçasına emen bu sisteme karşı bir nebze de olsa allah’ın ayetlerini savunabildiysek belki kelebek kadar olan bu ömrünüze bir faydam dokunmuştur.

allah ahirette hepimizi kardeş kılsın.

yazımda hata varsa benimdir.

selamun aleyküm.

muaz.

Reklamlar

11 Yanıt to “cennet için şıklık yarışına girmek”

  1. aulger said

    Allah razı olsun..

  2. Adsız said

    Sağolun çok faydalı bir yazı. Bazen mecbur kalarak bu ve benzeri sitelerden alışveriş yapıyoruz. Yaşadığımız şehir çok küçük alışveriş yapma olanağımız pek yok. Önerebileceğiniz bir site yada başka bir önerimiz varmı? Selametle

    • selamun aleyküm.
      ilginiz için teşekkür ederim. kardeşlerime sordum ve böyle bir site olmadığına kanaat getirdik. fakat hepsinin önerisi, bir terzinin çok daha islami ve maaliyetsiz olabileceğiydi. bana kalırsa da, siz kendi tesettürünüzü terziye tarif ederek diktirirseniz allah katında daha hayırlı bir iş yapmış olursunuz. çünkü tesettür bilginizi kendi ellerinizle inşa ettirmiş olacaksınız. terzinin daha ucuz olması da israf olmaması ve doğrudan işçiyle hemhal olmak, helalleşmek açısından çok daha hayırlıdır diye düşünüyorum. şehrimiz küçük de olsa, büyük de olsa, elbet bir köşesinde bir terzi vardır. iki üç kıyafet diktirip uzun süre kullanabileceğinizi düşünüyorum.
      allah bizi yolunda buluştursun..

  3. Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh kardeşim. Kanayan yaramıza değinmişsin Rabbim razı olsun senden. Dile getirildiğin de “aman siz de ne geri kafalısınız, hep koyu renk mi giyineceğiz ? Bizim bu toplumda yerimiz yok mu ? Şık(!) olmak bizim de hakkımız değil mi ?” cümlelerini sarf eden bir kesimin hatasını çok net bir şekilde anlatmışsın. Yalnız bu kesimin sıkıntısı, durumu “çok normal” görmeleridir. Bu kesim “Tesettüre girsin de kızlarımız olsun “tunikler, kot pantolanlar, streç pantolanlar” giysinler, alışana kadar giyinsinler”cilerden oluşuyor. Neden Allah ve Resulünün ölçüsüne göre değil de çevreye, aileye göre şekilleniyor bu genç kızlarımız ? Aile ve çevre faktörleri de ele alınmalı bir yerde. Her şeyi mübah gören kesime ne anlatsak boştur aslında. Yazıklar olsun kulakları duymamaya, gözleri görmemeye ayarlı olanlara. İnşaallah vahyi yanlış anlayanlar(!) bu durumun farkına varırlar, yaşamlarını “modaya” göre değil “vahye” göre yaşarlar. Rabbim bu durumdan kurtarsın bizleri.

  4. Selamün Aleyküm.

    Öncelikle bu çok mühim konuyla ilgilenmeniz ve ciddi bir araştırma yaparak bir yazıda toparlamanız çok güzel, ancak benim yazınıza birkaç eleştirim olacak, mümkün olduğunca yapıcı eleştiriler yapmaya çalışacağım ve sizin başlattığınız emr-i bi’l ma’ruf nehy-i anil münker faaliyetinin devamı olarak görürseniz bu eleştirilerimi memnun olurum.

    İlk olarak, evet, tahmin edebileceğiniz gibi bir erkek olarak bu yazıyı yazmanız. Peygamber de bir erkekti ve kadınların tesettürü hakkında konuşurdu demişsiniz, ama kendiniz Peygamber olmadığınızı unutmuşsunuz galiba. Dini Peygamber’den iyi bilen biri olamadığı için birçok kadın bizzat sorularını Peygamber’e yöneltiyordu ancak Peygamber’in de birçok durumda kadınlara uyarılarını Hz. Aişe aracılığıyla yaptığı ve utangaç kadınların da bazen sorularını Hz. Aişe’ye sorduğu rivayet edilmektedir. (http://www.elazigmuftulugu.gov.tr/uploads/KADININ%20EGITIMI%20OGTERTIMI.pdf adresinde bunun örneklerini bulabilirsiniz). Yani Peygamber o dönemde dini anlatabilecek tek kişiydi, ama sizin bu yazıda sübjektif olarak söylediğiniz her şeyi birçok kadın da söyleyebilir ki söylendi de (ilk aklıma gelen Fatma Barbarosoğlu’nun “İmaj ve Takva” kitabı, Nazife Şişman’ın “Başörtüsü” kitabı ve yine en bilindik olarak Barbarosoğlu’nun Yıldız Ramazanoğlu’nun yazıları). Bu sorunu fark etmek için birçok örtülü kadına dikkatlice bakmış olmanız ve yazıya koyduğunuz resimleri bulmuş bakmış yazınıza uygun görmüş koymuş olmanız için bu resimlere birkaç kez bakmış olmalısınız (ki sansürlenebilecek resimler olduğunu söylüyorsunuz yazınızda) bence “gözleri haramdan kaçırmaya” pek uyan bir davranış değil bu. Bu yüzden diyorum bu şekil yazıları kadınların yazması daha doğru diye.

    “tesettür konusu erkeklerin bu konuyu konuşması bağlamında bir negatif algı oluşturduğu için konuya erkil hiçbir açıdan yaklaşmamaya çalışacağım.” bunun imkansız olduğunu söylemem gerekir zira siz bir erkeksiniz ve hiç kadın olmadınız, bu tür konular aniden “objektif” olabileceğiniz konular değildir, sizi bırakın bir kadın bile bu(veya herhangi bir) konuya “objektif” yaklaşamaz çünkü ataerkil bir toplumda doğduk ve yetiştik fark etmediğimiz birçok konuda bu bizim düşünme şeklimizi etkiler. Yazınızın birçok yerinde de erkek bakış açınız kendini gösteriyor; “allah’ı değil erkeklerin keyfini baz alarak kapanan kadınlarla,” demişsiniz, bahsettiğiniz kadınların giyim şeklinin Kur’an’da tarif edilen olmaması bu kadınların erkekler için giyindiklerini göstermez, giyinme şeklinin birçok sosyo-ekonomik, kültürel ve kişisel sebebi vardır (açık kadınlar için de örtülü kadınlar için de), bir kadının “Allah’ın istediği” şekilde giymiyor olması direk olarak “erkeklerin istediği” gibi giydiğini göstermez. Sizi temin edebilirim erkeklerin görme ihtimali olmayan ortamlarda da kadınlar süsleniyor ve en şık şekilde giyiniyor, yani içkin olarak erkeklerle ilgili değil (bu tabi HİÇBİR kadın HİÇBİR erkeği hoşnut etmek için giyinmiyor demek değil ama böyle bir genelleme yapmanız tamamen eril bakış açısı).

    Ayrıca yazınızda görüyorum ki “kapitalizm” kavramıyla ilgili bir kafa karışıklığınız var. Kapitalizm bir 19. yüzyıl iktisat akımıdır, temelde üretim araçları ve ticaretin özel mülkiyet olduğu sistemdir, ancak ikincil olarak ücretli emek, sermaye birikimi, artık değer gibi kavramları içine alır. Sınıflı toplum kapitalizme özgü bir fenomen değildir, Marx’a göre insanlığın başlangıcından beri sınıflar mevcuttur, avcı-toplayıcı toplumda, feodalizmde, merkantalizmde sınıflar mevcuttu, ancak sınıfların üretim araçları üzerinde olan sahiplik durumuna göre ayrılması kapitalizme özgüdür. “500 liralık ferace demek, “feraceye 500 lira verebilen müslümanlar” demektir. yani adeta toplumun üst, elit kesiminin islam’ıyla alt sınıfın islamı’nı birbirinden ayıran şeydir 500 liralık ferace. dolayısıyla islami sınıfları(?!)işçi-patron zinciriyle bağlayan şeydir 500 liralık ferace. çünkü tesettür de bir ibadettir, namaz da. siz hiç 500 liraya namaz kılan gördünüz mü? gerçi vip şeridiyle namaz kılanlar da vardı ama, neyse. bu, apaçık bir şekilde islam’a sınıflı toplumu, kapitalizmi sokma girişimidir.” Burada örneğin koyduğunuz virgülün manası şuna işaret eder: sınıflı toplum= kapitalizm. Ancak söylediğiniz bağlamda bu yanlıştır zira zengin- fakir kıyafetlerindeki farklılıklar, namaz kılınan yerlerin ayrılması kapitalizmden çok çok önce de görebildiğimiz olgulardır (Örneğin Nuruosmaniye Camiine Padişah atıyla girebilsin diye ayrı bir bölüm yapılmıştır) İslam sınıfsız toplum öngörüyor demek bir hatadır, öyle bir durum söz konusu olsa Peygamber bizzat yeniden dağıtım politikası izlerdi, “zekat verin” denmezdi zekat verebilecek insanalar olmayacaksa. Burada anlaşılmasın ki “birileri fakir kalsın biz onlara zekat vermeye devam edelim” diyorum, ama bu bir durum tespitidir, şüphesiz ki zengin-fakir gelir aralığı kapatılmalıdır, ama Allah bize biraz bahsederdi bu sınıfsız toplum tasarımından eğer böyle bir düzen öngörülüyor olsaydı. Artı olarak o “500 liralık ferace” bizi sadece sınıflarımıza göre bölmüyor, bir petite-burjuva olarak ben hayatımda o kadar parayı bir feraceye vermemişken proleter denebilecek birçok tanıdığım veriyor, o zaman sadece ekonomik bir ayrım değil bu sosyo-kültürel de aynı zamanda. ” ne kadar da modernist, kapitalist ve gayri İslami bir söylem(aslında hepsi aynı şey” demişsiniz yazınızda. Bunu pratik bir kategorileme yapmak için söylemişsinizdir umarın çünkü bu üçü de birbiriyle çok alakasız kavramlardır. Gayri İslami insanlar kapitalizmden çok önce de vardı ve bazı kapitalistler de gayri İslami sayılabileceği gibi birçok komünist (Marx din kardeşimiz miydi?), karma ekonomici vesaire de gayri İslamidir. Hele modernizm = gayri İslamilik veya modernizm= kapitalizm olayına hiç girmiyorum (Stalin’e gayri modern mi diyorsunuz 🙂 ) Kapitalizmle şeytanlığı da bir tutamazsınız şeytan varken kapitalizm yoktu, bugün şeytani sayılabilecek ama kapitalist olmayan da birçok uygulama mevcut. Bahsettiğiniz sitenin Umre çekilişi hesabına gelince bunu son derece kapitalist bir şey olarak anlatmışsınız ancak bir malı hak ettiğinden fazla paraya satmak ve haksız gelir elde etmek Peygamberin de 7. yüzyılda yasak ettiği bir uygulama, eminim ki 7. yüzyıldan önce de var olan bir ekonomik faaliyettir. Yani içkin olarak kapitalist bir faaliyet değil, ama kapitalizmin son derece hızla ve büyük çapta artık değer üretebildiği bir gerçektir, eğer kapitalizmden başka yolla artık değer üretilemiyor olsaydı geçmişten günümüze bunca saraylar hanlar kalmazdı.

    Yazınızda adeta Tanrı- Kapitalizm çekişmesi varmış gibi bir izlenim oluşuyor, kapitalizme fazla güç atfediyorsunuz, kapitalizm haşa Tanrı değildir, bu kadar güç atfetmeyin derim. Şirke düşersiniz, İbn Abbas’tan rivayetle Peygamber şöyle demiştir: “Allah’a denk tutmak şirktir ve bu şirk karanlık bir gecede, kara taşın üstündeki karıncanın kıpırdamasından daha gizlidir. “ Dikkat edelim.

    Bir başka nokta ise kadınlara bu konuda fazla yüklenilmesi, bugün Türkiye’de “erkek tesettür modası” yaygın değilse erkeklere yönelik bu tarz mağazaların açılmıyor olmasının temel sebebi Türkiye’deki Müslüman erkeklerin tesettür gibi bir gündemi olmaması tesettürü öncelik haline getirmemeleridir. En azından kadınların tesettür veya örtünme gibi bir derdi var. Her ne kadar şu an çok yanlış bir hal almış olsa da kadın tesettür mağazalarının açılmasının ilk sebebi Müslüman kadınların giyebileceği kıyafetleri daha ulaşılabilir yapmaktı. Ama erkeklerin tesettür diye bir derdi olmadığı için böyle bir furya başlamadı, Arabistan, İran ve Pakistan gibi ülkelerde tesettürlü erkeklere yönelik mağazalarının olduğunu biliyorsunuzdur belki. Bu noktada siz bir erkek olarak Türkiye’de erkeklerin tesettür problemiyle ilgili bir yazı yazmayı tercih edebilirdiniz.

    Son olarak yazınızda birçok yerde vurguladığınız bir tesettür özelliği “dikkat çekmemek” bunu çok sorunlu bir kavram buldum. Bugün Türkiye’de ve Batı’da en sade ve doğru biçimde bile tesettür etseniz bile birçok yerde en dikkat çekecek kişi olabilirsiniz (eğer başörtülü olsaydınız bunu bilirdiniz). Hele şuan Türkiye’de burka giymek veya peçe yapmak yine mini-şortlu bir kadından daha fazla dikkat çekmenize sebep olabilir, bu giyim tarzları çok mu “moderndir” “gayri İslamidir”? Ben siyah feraceyi, peçe yapmayı, çarşaf giymeyi sırf toplumda aykırı karşılandığı, dikkat çektiği, çevredekileri rahatsız ettiği için giyinen kişiler tanıyorum, farzlığına inanmamalarına rağmen. Bunu çok yanlış bulduğumdan söylemiyorum, Ali Şeriati de “Sizi rahatsız etmeye geldim” diyor. Ama yazıda bahsettiğiniz, yanlış bulduğunuz (benim de yanlış buluyorum) giyim tarzına geri dönecek olursak siz bir erkek olarak böyle giyinen kadınların daha çok dikkatinizi çektiğini söylüyorsunuz ona diyeceğim yaygın olmayan bir giyim tarzı olduğundandır bu, bahsettiğiniz şekilde giyinen birçok örtülü kadın Mısır, Suriye ve İran gibi ülkelerde dikkat çekmiyor. Ancak bundan rahatsızlık duymanın sizin de bahsettiğiniz, Türkiye’deki Atatürkçü, Solcu kesimde rahatsızlık uyandırmasının asli bir sebebi de ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan ima ettiğidir, bu konuyu Nazife Şişman birçok kitabında uzun uzadıya işler, tavsiye ederim.

    Ben çok uzun yazdım, sizi de yordum belki ama mümkün olduğunca yapıcı eleştirilerde bulunmaya çalıştım. Açmamı isteyeceğiniz (çok yazdım gerçi ama 🙂 ) veya tartışmak istediğiniz bir konu varsa bildirmenizden memnuniyet duyarım. Yanlış anlamaya mahal verecek bir ifadem olduysa hüsn-ü zanda bulunmanızı ve bana iletmenizi isterim.

    Allah en doğrusunu bilir.

    Selametle.

    • aleyküm selam.
      ilk olarak bir fotoğrafta bir şeyin sansürlenmesi gerektiğini fark etmek için saatlerce incelemeye gerek yok. peygamberimizin de dediği gibi 2. bakış haramdır. benim ilk bakışta sansürlenmesi gereken yerleri gördüğüm doğrultusunda hüsn-ü zan edebilirdiniz. velev ki bize haram olan yerler kadınlara da haramdır. dolayısıyla bu durum karşısında kadın ve erkek eşittir, kadının bakması bir şeyi değiştirmez. fotoğrafları “bulmak” gibi bir durumum olmadı. google’a modanisa yazınca karşıma çıkan görsellerden birini kullandım sadece.
      tesettür meselesini erkeklerin dillendirmesinin nesini kabullenemiyorsunuz anlayamıyorum. tesettüre gelen her laf, tesettür üzerinden islam’a verilen her zarar erkek müslümanları da ilgilendirir. sadece kadınların arasında konuşulabilecek bir mevzuya erkek olarak değindiğimi düşünmüyorum. bilakis, müslüman kardeşlerimin müdafaası için emek harcamak niyetindeydim. bu doğrultuda kadın ve erkek müslümanların emeklerini eşit ve değerli buluyorum. beni de hanım kardeşlerine destek olmak isteyen bir kardeş olarak görmelisiniz. kadınlar üzerinde dikta kurmak isteyen bir erkek olarak değil.
      yazımın erkil ifadeler içermeyeceği noktasında elimden geldiğince erkekliğimden uzak durarak kur’an’dan öğrendiğim şeyleri dillendirmeye emek sarfedeceğimi kastetmek istemiştim. madem ki bu kadınlar için bile mümkün değil, izin verin de dilimiz döndüğü kadar başarmaya çalışalım.
      “allah’ı değil erkeklerin keyfini baz alarak kapanan kadınlarla,” diyerek allah’ın değil erkeğin keyfine göre kapanan kadınları kastettim. buradan “allah’a göre kapanmayan herkes erkeklere göre kapanır” önermesi çıkmaz. tekrar düşünün. aynı zamanda virgülden sonrasını da okuduysanız kadınlara ve erkeklere eşit yaklaşmaya çalıştığımı görebilirsiniz. dolayısıyla kadınlara ve erkeklere eşit eleştiri sunmam eril değil adaletli olduğumu gösterir.
      gelelim kapitalizme.
      benim kapitalizmden anladığım 19. yüzyılda başlamış o akım değildir. bilakis, ademden bu yana gelen bir akımdır. insanlar arasında üstünlük kurmaya, isteyerek veya istemeyerek sınıflar oluşturmaya, birilerini tahakküm altında bırakmaya genel olarak kapitalizm diyorum. bir feracenin türkiye koşullarında 500 lira etmesi tamamen müslümanlar arasındaki sınıf ayrımının göstergesidir. allah’ın sunduğu ekonomik sistemi ve zekatı tekrar araştırmanızı öneririm. çünkü “birileri zengin olacak ki zekat verilebilsin” fikri çok tehlikeli olabilir. zorunlu bir sınıf ayrımı çıkabilir mesela bu önermeden. ben didaktik bir tutum sergilememek için konuyu sizin araştırmalarınıza bırakıyorum..
      modernizmin, kapitalizmin ve gayri islamiliğin aynı şeyler olduğunu hâlâ düşünüyorum. üçünün birbirine kenetlenmiş bir organizasyon olduğunu ve doğrudan şeytanın tuzağı olduğunu düşünüyorum. kapitalizmi(ve bana göre kapsadığı modernizmi) doğrudan şeytanın tek silahı olarak görüyorum. zira şeytanın tüm silahlarını kapitalizm kapsamaktadır.
      tanrı-kapitalizm çekişmesi biraz taraflı bakmak olur. zira ben tanrıyı değil müslümanları konu ediniyorum. dolayısıyla daha çok müslüman-kapitalizm çekişmesidir bu. dolayısıyla şirk konusunu açmaya gerek duymuyorum.
      “kadınlara çok yüklenilmesi” konusunda kendimi bu gruba dahil etmiyorum. çünkü gerek sosyal hayatta, gerek sosyal medyada halkın içinden hiçbir kadını kıyafeti yüzünden eleştirmedim. bilakis, eleştirdiğim şey hep üst akıldı.
      kapitalizmin dünya genelinde kadınları kullanıyor oluşunun türkiye’deki basit bir tezahürüdür tesettür modası. velev ki bir kadınlara hitap eden bir siteyi konu edinmem erkeklerin tesettür konusunda sorumlu davrandığını göstermez. bu çok taraflı bir yorum olur. namaz kılan birine “neden hacca gitmiyorsun” diye sorarsanız “çünkü şuan namaz kılıyorum” cevabını alırsınız. yürürken namaz kılabiliyorsak ne ala 🙂
      başörtülü değilim ama uzun sakal ve şalvarlıyım. dediğiniz tepkilerle ben de karşılaşıyor ve “dikkat çekiyorum”. fakat dikkat çekmekten kastımın ne olduğunu anlamanızı beklerdim. şalvar giyiyorum ve kimse görünmemesi gereken yerlerimi göremiyor. dikkat çeken şey benim şalvarımsa, şalvarıma alışkın olmadıkları için dikkat çekiyorsam, bana göre burada bir sorun yoktur. fakat şalvarım beni daha cazibeli kılıyor veya vücudumu daha çok teşhir etmemi sağlıyorsa burada bir problem vardır. peçeli bir kadın hiçbir zaman şortlu kadın kadar tehlikede değildir ve tahrik etmez.
      sanırım yazıda cevap vermediğim bir nokta kalmadı. dileğim sadece samimi sorularınıza samimi cevaplar verebilmekti. haddimi aştıysam affola.
      selametle.

      • Ben de sırayla kendimi açıklayayım çok saldırgan bir dil takındığımı düşündüyseniz amacımın bu olmadığını tekrar etmek isterim. Yazınıza verdiğiniz emeği daha ilk cümlemde takdir ettim, ancak hala erkeklerin bu konuda ikincil söz hakkına sahip olduğunda ısrar ediyorum, müslüman bir erkeğin kadın bedeniyle bu kadar ilgilenmesini doğru bulmuyorum Allah bakışlarınızı kaçırın diyor ilk bakışa günah yoktur diyor “ilk bakışta iyi bi bakın unutmayacak şekilde” demiyor. Ben tabi ki ne sizin ne kendimin ne de başka birinin karşı cinsin giyinme şeklinden habersiz olmasını beklemiyorum ama karşı cinsin giyinme şekli üzerine bu kadar ilgilenmek günaha götürebilir, birçok kadın bu eleştirileri yaparken değmez diyorum. Sansürlenmesi gerekeceğini (sansürlenmesi gerektiğini de düşünmüyorum ben, hiçbir şeyin sansürlenmesi gerektiğini düşünmüyorum, bilinçli bireyler olarak neye bakıp neye bakmayacağımıza kendimiz karar verebiliriz, yoksa imtihanın manası kalmaz) düşündüğünüz bir resmi blogunuza koyarak takipçilerinizle paylaşmanız da ilginç uzun uzadıya bakmadıysanız çok aramadıysanız da. Ayrıca erkeğe haram olan bakış kadına da haram demişsiniz ama Kur’an’da açık ve nettir müslüman kadının müslüman kadına avreti, kadının erkeğe avreti yüzü eli ve bileklerine kadar ayakları hariç heryeriyken kadının kadına böyle bir avreti söz konusu değildir diz kapağı göbek deliğidir.

        Kapitalizm konusuna gelecek olursak ben sizin o manada kullandığınızı fark ettim ama tam da demek isteğim oydu. Siz de bir sosyal bilimcisiniz sanırım, sosyal bilimde( doğa bilimleri ve hatta günlük hayatımızda da) birbirimizi daha kolay anlayabilmek için kavramlar üretiriz ve mümkün oldukça bu kavramların manalarını sabitlemeye çalışırız. Kapitalizm 19. yüzyılda ortaya çıkmış bir ekonomi akımıdır, bunu alıp tüm zamanlar için kullandığımızda karışıklık olur. Bu örneğin, günlük hayatımızdaki aniden bütün elektronik eşyalara “elektrik” demek gibi olur, buna savunma olarak “bütün hepsi elektrikle çalışıyor” diyebiliriz ama böyle bir genelleme günlük hayatımızda yaşacağımız binbir türlü karışıklığa değmez kanımca. “Kapitalizm” kavramını bu şekilde genellemek de sosyal bilimde aynen o şekilde bir karışıklık oluşturur. Sanırım işaretleyen ve işaretlenen karışıklığı konusunda Lacan’dan daha radikal davranıyorsunuz, Lacan bile bunu sosyal bilim terimleri için yapmıyor 🙂

        Tabi ki bu yazıyı yayınladığınıza göre erkek tesettürü hakkında düşünmüyorsunuz demiyorum ama öncelikle erkek tesettürü değil de kadın tesettürü üzerine yazmanız işte tam da kadınların üstüne gitmenizdir. Düzgün tesettür etmeyen kadınlar üzerinden İslama verilen zarar hepimize veriliyor diyorsunuz, aynı durum erkekler hakkında daha da çok söz konusu, müslüman erkeklerin birçok konudaki rahatlığı çoğu zaman kadınlardan soruluyor, “erkek plaja giderken sen niye gitmiyorsun” “o oğlan da müslüman sevgilisi var sen neden kaçınıyorsun” “o da müslüman o kadınlarla el sıkışıyor sen neden sıkışmıyorsun” “sen pardösü giyiyorsun erkekler neden dizlerine kadar şort bile giymeye dikkat etmiyor” gibi cümlelerle çok karşılaşıyoruz biz de. Hatta bugün bir arkadaşım müslüman erkeklerin tespihlere vesaire harcadıkları paralardan bahsediyordu. Ben bunları İslama saldırı olarak da görmüyorum açıkcası, böyle erkekler varsa olmayanlar da vardır, müslümanları örnek almayın Kur’an’dan alın örneğinizi diyorum. Fırsatım olduğunda emr-i bi’l ma’ruf yaparım yanlış davranışlar gördüğüm insnalara. Ve dediğim gibi birincil olarak erkekleri ilgilendiren bu konuda kendimi birincil söz sahibi de hissetmiyorum.

        Dikkat çekmek konusunda kastınızı anladım ama dediğim gibi dar giyinen bir örtülü kadının dar giyinen açık bir kadından daha dikkat çekmesinin sebebi alışkın olunmamasıdır. Alışılsın aman sayısı çoğalsın demiyorum yanlış örtünen kadınların, ama bu bir gerçeklik ve spoiler olmasın ama hep olacaklar, bunun ekonomik, sosyal biçok sebebi var (AK Parti iktidarı olsun 28 Şubatla müslüman kadınların kendilerini bir şekilde ezilmiş hissetmeleri) bu konuda hiçbir şey yapmayalım demek değil ama Peygamber sözün en güzelini tercih etmiştir “kafircesine saldırmak” gibi ağır terimler kullanmamıştır. Sadece sizin “dikkat çekme” kelimelerini kullanırken daha spesifik olmanızı tavsiye ettim. Birçok erkeğin ciddi bir başörtüsü hatta peçe/burka fetişi olduğu da bir gerçekliktir ayrıca hayatımızı birilerinin dikkatini çekmemeye yönelik yaşarsak evden çıkmamalıyız.

        Ayrıca sakalım ve şalvarım var demişsiniz ama pek tabi bilirsiniz ki kadınlar ve erkeklerin karşılaştığı ayrımcılık aynı değildir, bu konuda da Kimberle Crenshaw ve intersectionality kavramı üzerine araştırmanızı tavsiye edebilirim.

        Birçok kez dediğim gibi aynı kaygıları taşıyoruz ama müslümansak tesettürümüzle olduğu gibi üslubumuz ve entellektüel dilimizle de örnek olmalıyız. Ve ilk yorumda en başta dediğim gibi eleştirilerim sadece yapıcılık amacı taşıyor yoksa ileri çalışmalarda kullanılabilecek şekilde veri toplamışsınız ve kendinizi açıklamışsınız. Bunun için de tekrar tebrik ederim.

        Selamlar.

      • bence yanlış anladığınız bir şey var. yazımda fark ettiyseniz hiçbir kadının nasıl giyindiği üzerinden bir fikir beyan etmedim. insanlar diledikleri gibi giyinebilirler. bu gayri islami olabilir, fakat insanların giyimlerine karışmamız noktasında, usulüne uygun bir öğütten fazlasına hakkımız olduğunu düşünmüyorum. içinde bulunduğumuz durum kadınların giyinme özgürlüklerinden başka bir durumu teşkil ediyor. bu da hanım kardeşlerimize bir giyim tarzının dayatılmasıdır. bu noktada, ben hanım kardeşlerimizin dar veya kısa giyinmesine değil, onlara bu fikri dayatan kapitalist zihniyete eleştirimi sunuyor ve hanım kardeşlerimin giyimleri konusunda özgürleşmesini istiyorum. ben kadın bedeni üzerinden bir politika yürütmüyorum. şayet ortada bu tip bir dikta merci olmasaydı dediğiniz doğru olabilirdi. bu tıpkı kadınların gece hayatına karışması, erkeklerle dilediği gibi takılabilmesi gerektiğini söyleyen bir diziyi eleştirmek gibi. burada hanım kardeşlerimizi değil onların akıllarını bulandırmaya çalışan zehir kaynakları benim derdimdir. bunun dışında bir kardeşim kıyafeti yüzünden zulüm görüyorsa, islami bir kıyafet olmasa dahi yanında durabileceğimi düşünüyorum. bu noktada hala konuya kadınların ve erkeklerin hemen hemen eşit mesafede olduğunu düşünüyorum.
        kapitalizmin sistematize edilmesi 19. yüzyıla denk gelebilir. adının konmadığı zamanlardaki kapitalizme adı yoktu diye kapitalizm demeyecek değilim. kapitalizm kavramı üzerinden hz. adem kıssasına kadar geriye gidebilirim.
        erkeklerin tesettürü bence de büyük, hatta kadınlarınkinden daha büyük bir sorun teşkil ediyor. bu yazıyı yazmaya bir tweeti gördükten sonra aniden karar verdim ve yaptım. sistematik bir şekilde problemleri ele alarak yol gösterici metinler yazmak niyetinde olsaydım dediğiniz doğru olabilirdi. genel olarak tüm blog yazılarımı rastlantısal durumlarda, plansız bir şekilde yazdığım için bu yazıdan daha önce erkekleri konu edinen bir yazı yazmayışım bir problem teşkil etmeyecektir. bilakis, kadınları(kadınları değil, kadınlar üzerinden yürütülen politikayı) konu edinmem erkekleri de konu edinmem için bir vesile olacaktır. bana yapıcı yaklaşan hanım kardeşlerim “sen bizim kıyafetimize niye karışıyorsun, sen erkeksin, erkekleri de yazsana” demek yerine yazımda haklı buldukları noktaları hayatlarına geçirecek ve gördükleri eksik noktaları bana bildireceklerdir. ben bu noktada da bir problem görmüyorum. bir müslümanın bir ateistten aynı kıyafetleri giyiyorken daha çok dikkat çekmesi bence ilahi bir meseledir. çünkü herkes bara gidebilir, fakat müslümanlar gidemez. bu bakışları yapıcı bulmamakla birlikte yabancı da bulmuyorum. bence bunlar kadına olsun, erkeğe olsun olması gereken “müslüman çalmaz, müslüman küfretmez, müslüman küfretmez” bakışlarıdırlar. bunun için şükretmeliyiz bana kalırsa. 1000 erkekten 1 tanesi peçeden tahrik oluyorsa, sizi o sapıktan kurtarmak allah’ın ve allah’ın izniyle müslümanların görevidir. fakat 1000 erkekten 999 tanesi kadın bedeninden tahrik oluyorsa sizi o sapıktan kurtaracak olan şey peçe(misal) takmanızdır. bu noktada evden çıkmamanız gerektiğine katılmıyorum. bilakis müslümanlar sosyal hayatın merkezinde olmalıdırlar.
        kadınlarla erkeklerin karşılaştığı ayrımcılık bir olmayabilir. kadın ve erkek zaten eşit(veya aynı şey) değillerdir. tıpkı armut ve elma gibi. benim sakalıma bakan zihniyetle sizin peçenize bakan zihniyet aynıdır ama. bizi sakallı diye ışidci zanneden, sizi başörtülüsünüz diye akpli zannedip gezi parkında gerek küfürle, gerek maddi olarak taciz eden zihniyet aynıdır. bu noktada da bir farklılığın olduğunu düşünmüyorum.
        ben halktan kopuk bir dille konuşmak istemediğim için tüm metinlerimi en cahil(?) kardeşlerimin bile anlayabileceği bir dilde yazmak istiyor ve buna binaen bazen ne dediğimi anlayabilecekleri kavramlar da uyduruyorum. şayet entelektüel tavrımla örnek olmak isteseydim ayrıntı yayınevinden işçi sınıfıyla ilgili kitaplar yazar ardından şarabımı yudumlardım. bana kalırsa örnek olmamız gereken tek şey müslümanlığımız. bu da halktan kopmayarak, onun dilinde konuşarak olabilir. fakat bu noktanın biraz karışık olduğunu da kabul ediyorum.
        cümlelerinizde rahatsız edici bir şey göremedim. niyetiniz kendini belli ediyor. yapıcı olduğunuza kalpten inanıyor ve ilginiz için teşekkür ediyorum.

        selamun aleyküm

  5. Öncelikle ne size ne de takipçilerinize “cahil” gibi bir muamelede bulunmadım, bu kelime size aittir, ben ne sizi ne de takipçilerinizi tanıyorum böyle bir yargıda bulunmam ama takipçileriniz için bu kelimeyi kullanmayın bence, kolaylaştırma genelleme de yapmanıza gerek yok kanımca konuştuğumuz konular aşırı detay konular değil, yazı da genelde bir şey öğrenmek için okunur, bilgileri tasdik etmek için değil, ben de bu yüzden yazınızı okudum ve verdiğiniz birçok bilgiden istifade ettim. Bırakın takipçileriniz de zorlansın ve yeni şeyler öğrensin.Sizinle aynı görüşü paylaşmayan veya bir yanlışınızı gördügünü düşünen herkes size yukardan bakıyor demek değildir, ben de yukardan bakmıyorum baksam tartışmazdım. okuma tavsiyeleri vermem ise okumadığınızı tahmin ettiğim ama okusanız hoşunuza gideceğini ve akedemik çalışmalarınızda da istifade edeceğinizi düşündüğüm kaynaklardır (eğer sizin de benim okumadığımı tahmin ettiğiniz kaynaklar varsa belirtseniz çok memnun olurum). Ayrıca evet müslümanlığımızla örnek olmalıyız bence de ben sadece bunu açmıştım, güzel uslup ve ilmi dilin müslümanlığın parçası olmadığını iddia edemezsiniz sanırım ilim peşinden koşmamızı tavsiye eden bu kadar ayet ve hadis varken. Bu bir havasçılık değildir, kendini elit görmek farklıdır ama doğru terimleri yerli yerinde kullanmak ve bizi okuyanların da bizden bir şeyler öğrenebilmesini sağlamak yazının da bir amacıdır bence, aynı yorum bölümünde bizim de onlardan birçok şey öğrenebileceğimiz gibi.

    Müslüman kadınları herkes kurtarmak istiyor zaten, buyrun siz de gelin. Ancak yazınızda hiçbir kadının örtüsü hakkında yargıda bulunmadığınız yanlıştır, en basitinden kırmızı pardösülü hanımın fotoğrafının altında “sansürlemedim” “tehlike fark edilsin” demişsiniz, bunlar değer yargılarıdır, yazının geri kalanını taramıyorum bunun için, yargıda bulunmayın demiyorum zaten doğru bulmadığınız bir şey bahsettiğiniz örtünme şekli. Ama kurtarmak demeseniz daha hoş olur. Beyaz feministleri hatırlatıyor bu kelime. Ayrıca sadece size katılan değil size katılmayan kadınların da yaptığı eleştirilere değer vermeli, ve onların müslüman kadınlar olarak hem müslüman hem kadın kimliğiyle sizden daha fazla zorluk çektiği böylece sizden çok çok farklı tecrübelere sahip olduğunu bilmelisin sırf sakallı şarvarlısınız diye aniden başörtülü kadınlarla aynı mağduriyetlere sahip olmuyorsunuz, psikolojilerini anlamanız mümkün değil, böylece katılmasanız bile onların tecrübelerine de kulak vermelisiniz. 

    “Kapiztalizm adı konmadan önceki kapilizm” diyebileceğiniz dönem zorlasanız Sanayi Devrimine yani 18. yüzyıla gider, çünkü kapitalizm bizzat terim olarak sanayileşmeyle ve aristokrasinin yıkılmasına bağlıdır. Herhangi bir ansiklopediden bakın sınıf çatışması ve emek sömürüsü kapitalizme özgü bir olgu değildir. Dediğim gibi insanlığın başlangıcından beri var olan bir olgudur, örneğin feodalizmde de serflerin emeği sömürülüyordu ve bir serf-derebeyleri sınıf çatışması söz konusuydu ama kesinlikle kapitalist bir sistem değildi çünkü üretim araçlarının(ki erken kapitalizmde üretim araçları fabrikalar ve makinelerdir günümüz kapitalizminde bunlara artı olarak medya gibi yapının parçası olan araçlar da sayılabilir) özel mülkiyette olduğunu söyleyemeyiz çünkü bir derebeyi serfler için bugün devletlerin bizim için yaptıgı her şeyi yapıyordu (güvenlik sağlamak gibi) o zaman tam anlamıyla bir özel mülkiyetten bahsedemeyiz aristokrasi yıkılana kadar. Feodalizm de çok zalim bir yönetimdi ve kesinlikle gayri islamiydi ama kesinlikle kapitalist değildi. Her zalim yönetime kapitalizm diyemezsiniz. Stalin’in Rusyası kesinlikle modern ve gayri islamiydi ama bütün mülkiyetin devlette toplanması bakımından kesinlikle kapitalist değildi. Bu liste uzar gider, siz isterseniz bütün sömürüye ve sınıf çatışmasına(ve zülüme) kapitalizm demeye devam edebilirsiniz ama bu yanlış bir kullanımdır ve bu kullanımınız ileriki/ resmi çalışmalarınızda size sorun çıkaracaktır. Kavramlar her ilim dalında çok önemlidir, İslamda da önemlidir bence hassas davranılmalıdır.

    Sonuç olarak çok uzattım, bir klişeyle bitirebiliriz galiba “anlaşamadığımız konusunda anlaşabiliriz”. Karşılıklı tecrübe ve fikir paylaşımının önemli olduğunu düşünüyorum bu konularda, sizin aklınıza birkaç soru işareti bırakabildiysem ne mutlu, siz de benim aklımda bıraktınız. 

    En doğrusunu Allah bilir.

    İyi günler.

    • ben zaten sizden bağımsız olarak kendi hareket metodumu söyledim, alınmanız gereken bir şey yok. ben takipçilerime de cahil demedim. herkesin anlayabileceği bir dille de her şey çözülebilir demek istedim. fazlaca yanlış anlamışsınız veya ben anlatamamışım. bu “ilim boştur” demek de değildir. konuşma dili ve konuşma içeriği farklı şeylerdir. o yüzden ilk paragrafınızda pek cevap verecek bir şey bulamıyorum.
      bir şahsiyetin nasıl örtündüğü konusunda yargıda bulunmadığım konusunda hala ısrar ediyorum. o fotoğraftaki kadın bir birey değil, bir üst aklın sermayesidir. bunu eleştirmenin hakkım olduğunu düşünüyorum.
      bana “tesettürü de yazar mısın?” ve “tesettür senin haddine değil” diyen 2 kadın arasında bir fark görüyorum. biri duyarlılıkla, diğeri cinsiyetimle ilgileniyor. ben bu görüşlerden bir tanesini şeytani buluyorum. ve kimin ne kadar mağduriyet çektiğini allah bilir. dediklerinizi doğru bulmuyorum. en azından beni yargılamayabilirdiniz.
      kapitalizm konusundaki fikrimi “adem kıssasına kadar götürebilirim” diyerek zaten belirtmiştim. o yüzden bilgi temelli tartışmanıza girmeyi de doğru bulmuyorum. kavga dünyanın her yerinde ve her zamanında kavgadır. dövüş kulüpleri gerekmez spora spor demem için.
      eyvallah, selametle.

  6. Meryem said

    Içimden geçenleri aynen yazmışsın kardeşim Rabbim anlamayı anlayabilmeyi yaşamayı nasib etsin ne hallere geldik mü’min bayanlar olarak ah ah bir de şunu anlayamıyoruz Rabbimizin koyduğu Ölçüyü kaçırmadan da düzgün giyinebiliriz en çok üzüldüğüm de Müslüman I’m diyen örtülüyüm diyen kadınlar Yüzünden kaç yine Örtülü kadının eşi ile arası Açılıyor sen giyinmeyi beceremiyorsun diye halbuki Allah’tan korkmasa o da giyinir ama

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: