güzel insanlar misafirhânesi

31 Ağustos 2015

 young-friends_2

 

 

 kardeşlerim.. hepinizi tanıyor, biliyorum. hepiniz çok güzel insanlarsınız. sizler, dünyayı şiir tadında kılmak, çocukları koşup oynarken görmek, annelerinizin güler yüzüyle neşelenmek isteyen insanlarsınız. hepiniz-kimse hariç değil-, hangi partiye oy verirse versin, hangi türküyü dinlerse dinlesin, hangi cemaatte namaz kılarsa kılsın benim kardeşimsiniz. eminim ki, siz de insan sevgisiyle dolu insanlarsınız. zira islam(barış) dininin müslümanları(barış yolcuları)yız. 

içinde bulunduğumuz düzenin tekrar farkında olmak için dünyamızı şöyle biraz dillendirelim. ardından bu düzende içine düştüğümüzü düşündüğüm bir problemi dillendirip çözüm önerimle yazımı sonlandıracağım.

televizyonlarımız bir kurguyu 20 küsür milyon odaya taşıyabiliyor, telefonlarımız beynimizi kullanmamamız için her imkanı sunuyor, bilgisayarlarımız ise sokak, kütüphane, hatta uzay. yürümemek için arabalarımız, yemek yapmamak için internetimiz, borç isteyip birbirimizi zora sokmayalım diye bankalarımız, terzileri yormamak için avmlerimiz var. istanbul’dan rize’ye 1 saatte uçabilecek kadar “medeniyet” sahibiyiz.

bu yazıya elbette ki topyekün dünyaya “girişmek” için başlamadım. sanırım şu anım konunun daha da rayına girmesi için yeterli olacaktır;

az çok gündeme bakınmak, çok çok interneti faydalı hale getirmek için twitter kulanıyorum. daldan dala atlamadan, samimiyetsizliğe bulaşmadan, haktan da ayrılmadan, okununca insanın fayda görebileceği şeylere değinmek istiyorum. hamd olsun, gitgide de okuyanların sayısı artıyor. son zamanlarda, nedense insanların daha çok yazacakları bilinciyle c2 linki paylaşmaya başladım ve ciddi ciddi yazan insanların sayısı fazlaca arttı. insanlar akıllarına takılan islami sorularda fikrimi merak ediyorlardı. kimileri de benim hakkımda merak ettikleri şeyleri soruyorlardı. 3-4 gün içinde fark ettiğim şey fazlaca acıydı. insanlar samimi niyetlerle, samimi cümleleri samimiyetsiz bir ortamda kurmanın çelişkisi içindeydiler. bu çelişki cümlelerin bereketini de yiyip bitiriyordu elbette. demek istediğim şey, gelen onlarca “nasıl müslüman oldun?” sorusunun arkasındaki samimiyet dolu merakın kendini gizleme durumuyla yerlebir olmasıdır.

konuyu biraz daha açmam gerektiğini düşünüyorum. biz insanlar, beraber emek üretmesi, beraber sevinmesi, beraber üzülmesi, kavga ederken bile beraber etmesi gereken canlılarız. aksi takdirde basit bir bilgisayar kodundan farksız olacağız. zira bu ruhsuzluğa denk olacak başka bir olgu yok. biz, internetten soru sorarken bile kendini gizleme, uzaklaşma gereği duyan, interneti bir “başka ben” aracı olarak kullanan, kendi televizyon, telefon, bilgisayar, araba dolu dünyasında, yani bilgisayar kodu halimizle, kainattan uzak bir haleti ruhiye içerisinde mutluluğu bulmaya çalışan insanlarız. velev ki, her bireyin bir bilgisayar kodu gibi ruhsuz, ilgisiz-alakasız olduğu dünyada, bu bilgisayar kodları elbette ki birleşip harikulade bir yazılım oluşturmuyor. pis kokmayı başaran bir çöp bile değiliz. öylece, uzay boşluğunda asılı kalmış kodlarız.

tüm bunlar neye tekabül ediyor peki? filistin’i, arakan’ı geçtim, komşuluk ilişkilerini de geçtim, x partisine değil de y partisine oy verdiği için arkadaşına düşman gözüyle bakan insanlara evriliyoruz istemsizce. çünkü -işte asıl meselem bu- gün içinde, hiçbir neden olmadan arkadaşını arayıp bir yere çağırmayan, oturup, halini hatrını sorup bir çay ısmarlamayan, durduk yere hediyeler alıp kapısına gitmeyen, penceresine taş atıp “gel aşağı bir çay içelim” demeyen insanlar olduk. bırak söküğümüzü dikmeyi, kolumuz kopsa yarabandı koyamayacak kadar aciz haldeyiz.

filistin’in, mısır’ın, türkiye’nin, abd’nin neden bu halde olduğunu hiç siyasi safsatalardan başka bir şeye bağlamayı denediniz mi? filistin’e sadece israil mi zulmediyor acaba? veya tüm şehitlerimizin tek katili pkk mı? abd neden bu kadar kapitalist? neden barış için bir takım insanların eline bu kadar bakmak zorundayız? neden bu kadar fitne var? paralelciler, dikçiler, yataycılar, dış güçler, iç güçler, sınır güçler… nereden çıktı, ne ara oldu tüm bunlar?

kâfirler de aslında birbirlerinin dostları
ve yardımcılarıdırlar.
eğer siz de öyle yapmazsanız,
yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.
8:73

yeryüzündeki fitne ve fesadın sebebi bizim, samimi niyetlerle, kardeşleşmek, yardımlaşmak, birbirimizi hoş tutmak üzere çay içmeyişimizdir. kardeşleşmek üzre asr suresini hayata geçirmeyen bizler, filistin için giriştiğimiz hiçbir siyasi faaliyetin karşılığını alamayacağız.

siz, güzel kardeşlerim. içinizi, şeytandan beri halinizi biliyorum. o halimizi özlüyorum, hiç görmüş olmasam da; hepinizi seviyorum.

ayetten önce konuşuruz. sonrası bize düşmez.
üzerine tamamlayıcılık açısından şu yazıyı da okursanız sevinirim: sarp yokuşun başında bekleyenlerin hareket metodu

 

ferşâd

Reklamlar

4 Yanıt to “güzel insanlar misafirhânesi”

  1. ayseo said

    Ben bu kadar rahat “tanıyor, biliyorum” diyemiyorum ama bu yazına dayanarak söylüyorum, sen de güzel insanlardansın. Buraya daha çok yazsana.

  2. […] Kaynak: güzel insanlar misafirhânesi […]

eleştir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: