charlie hebdo üzerine

20 Ocak 2015

geçtiğimiz günlerde onlarca kez yapmış olduğu gibi tekrar hz. muhammed’in karikatürünü çizen charlie hebdo dergisine(!) gerçekleştirilen saldırı sonrasında daha 1 gün dolmadan tüm dünya ayağa kalktı. neredeyse her ülkede “je suis charlie(ben charlie’yim)” pankartlarıyla on binlerce kişi yürüyüş yaptı. dünya genelinde(özellikle fransa’da) müslümanlara karşı saldırı ve islamofobi arttı. gazeteler, dergiler, televizyonlar, radyolar… özetle tüm sosyal medya charlie hebdo’yu konuştu. yaklaşık 10 kişinin ölümü tüm dünyanın gözünü fransa’ya çekmeye yetti. çünkü orası fransa’ydı ve mevzu islam’dı.

üzerine binlerce şey yazıldı, çizildi. “gerçek islam bu değil” diyenler ve “islam terör dinidir” diyenlerin hengamesinde, bize bu acziyeti izlemek düştü. çünkü “gerçek islam bu değil” demek gerçek islam’ın yaşanmadığını, “islam terör dinidir” demek de islam’ın ne olduğunun bilinmediğini gösteriyordu.

ben bugün konunun islam’a uygun olup olmayışından ziyade, elime geçen birkaç dökümanı sizlerle paylaşarak genel çerçeveyi buraya aktarmak istiyorum.

charlie hebdo’yu kutsallaştırmak

1991’den bu yana harvard üniversitesi avrupa çalışmaları merkezi üyesi, yazar ve çevirmen olan arthur goldhammer “charlie hebdo’yu kutsallaştırmak” adlı bir yazı yazdı.

yazısında charlie hebdo için “her hâlükârda, saldırıya yol açan şeyin derginin yayınladığı pek çok hicivli karikatürden biri olduğu kesin; zira charlie hebdo’nun işi, sağcı, solcu, protestan, katolik, müslüman, yahudi, kadın, erkek, batılı, batı dışı herkesi rencide etmekti.” cümlelerini kullanan goldhammer, “charlie hebdo, aslında kutsalların altını oymanın peşindeydi.” diyerek derginin genel felsefesini ortaya koydu. zira charlie hebdo dergisinde hz. muhammed’in, hz. meryem’in, hz. isa’nın çokça müstehçen karikatürü yapılmıştı.

charlie’nin hicvi zaten esas itibarıyla zevksiz ve müstehcen olmak, görgü kurallarını hiçe saymak, mesajını iflah olmaz, yola gelmez bir üslupla vererek başka hiçbir yerde yayınlanma imkânı bırakmamak üzerine kuruluydu.

tüm bunlara karşın yapılanın bir terör eylemi olduğunu asla inkar etmeyen goldhammer, charlie hebdo’nun değil, barışın kutsallaştırılması gerektiği görüşünde..

bahsi geçen yazı: http://www.aljazeera.com.tr/gorus/charlie-hebdoyu-kutsallastirmak Yazının devamını oku »

Reklamlar

saint vitus’un, grupla aynı ismi taşıyan ilk albümünün(1984) ilk şarkısını, grubun temsili şarkısı olabileceğini düşünerek çevirdim. ilk kapakları şu şekilde;

1. saint vitus
2. white magic / black magic
3. zombie hunger
4. the psychopath
5. burial at sea

Yazının devamını oku »

Şiir kendi dilinde güzel olsa da…

Gojira – Vahşi Çocuk


Uzun zamandır çalışmayı deniyordum
Çalışmıyor
Deniyorum
Bilmiyorum
Dünyanın hayaleti ile başa çıkmak için

Bir parçamı öldürdüm Yazının devamını oku »

Eğer bir kemancı sana şarkı çalarsa, sevgilim

Ve sana bir tekerlek verseydim

Kalbim ve yalnızlığım için geri döner misin Yazının devamını oku »

Sacrificebritish1

Kurban (İsveççe: Offret, İngilizce: The Sacrifice) bir 1986 filmi. Bu, onu tamamladıktan sonra ölen Andrei Tarkovsky’nin son filmi oldu.

Özet

Film, yaşlı bir gazeteci, tiyatro ve edebiyat eleştirmeni, üniversitede estetik öğretmeni ve eski bir aktör olan Alexander’in doğum günüyle başlar. Aktör karısı(Adelaide), genç kızı(Marta) ve “sessiz” küçük oğlu “Küçük Adam” ile birlikte güzel bir evde yaşar. Alexander ve Küçük Adam bir ağaç dikerken  postane için part-time çalışan Alexander’in arkadaşı Otto, ona bir doğum günü kartı verir (“Nice mutlu yıllara”). Görüşmesinde, Alexander tanrı ile ilişkisi olmadığını(özetle ateist olduğunu) ortaya koyar. Otto çıktıktan sonra, bir tıp doktoru ve bir aile dostu, Adelaide ve Victor,  mekana gelir ve Victor’un arabasıyla Alexander ve Küçük Adam’ı eve götürmeyi teklif eder. Ancak, Alexander kalıp Küçük Adam ile sohbet etmeyi tercih eder. O monologunda, Alexander, Adelaide ile böyle uzak bir bölgede bu güzel evi kazara nasıl bulduklarını, ilk görüşte eve ve çevreye nasıl aşık olduklarını anlatır. Yazının devamını oku »