young-friends_2

 

 

 kardeşlerim.. hepinizi tanıyor, biliyorum. hepiniz çok güzel insanlarsınız. sizler, dünyayı şiir tadında kılmak, çocukları koşup oynarken görmek, annelerinizin güler yüzüyle neşelenmek isteyen insanlarsınız. hepiniz-kimse hariç değil-, hangi partiye oy verirse versin, hangi türküyü dinlerse dinlesin, hangi cemaatte namaz kılarsa kılsın benim kardeşimsiniz. eminim ki, siz de insan sevgisiyle dolu insanlarsınız. zira islam(barış) dininin müslümanları(barış yolcuları)yız. 

içinde bulunduğumuz düzenin tekrar farkında olmak için dünyamızı şöyle biraz dillendirelim. ardından bu düzende içine düştüğümüzü düşündüğüm bir problemi dillendirip çözüm önerimle yazımı sonlandıracağım. Yazının devamını oku »

mehmetgureli

bugün “istanbullu” diyebileceğim bir insan tanıdım. adam demeye dilim varmıyor. zira böyle dolu kişiler cinsiyetsizdir gözümde. onu erkekliğe sıkıştırmak istemem. 1949 yılında doğarak dünyanın tam dolunacak çağına denk gelmiştir bence. eğitim hayatı gösterişli geçen mehmet güreli, onu tanıdığım gün yazımın konusu olacak. bu yazıda size bir biyografik metin sunmaya niyetim yok. gayet, hep beraber tanışacağız mehmet güreli’yle.

bugün rutin internet gezintimi yaparken “kimse bilmez” adlı şarkısı karşıma çıktı, keşfetme niyetiyle açtım. daha ilk saniyelerde etkilendiğim için peşini bırakmak istemedim ve itiraf etmem gerekirse kendisini bülent ortaçgil ile özdeşleştiriyorum kafamda. “uçurtma“sının ucundan tutunca kendi dünyasını oluşturduğunu ve daha da güzeli, bizi oraya getirebildiğini gördüm. ses tonu ve müziğin ritmi beni hayatını merak etmeye itti ve birazcık araştırınca kesinlikle incelenmesi gereken şeyler buldum. zira mehmet güreli’miz yalnızca müzik icra etmekle kalmıyor; aynı zamanda yönetmen, yazar ve ressam. (yazar yazının bu kısmında “ve biz bu adamı tanımıyoruz” diye söylenir) Yazının devamını oku »

kuyu ağlatısı

11 Temmuz 2014

tumblr_static_dipsiz_kuyubir yaradan akan kana aşık olmuştuk biz
özgürlüğüne kavuşan kana
ne derdi simyacılar
bir şeyi elde etmek için
karşılığınca bir şey vermek gerekirdi mutlaka
toprak için yağmur
tokluk için açlık gibi
gitmek için yakında olmaya
sevinmek için üzülmeye
ısınmak için üşümeye ve haliyle
sonsuzluk için sonlu olmaya ihtiyacımız vardı bizim
âh o yaradan akan kana aşık olmuştuk biz
filistin’e doğu türkistan’a
bangladeş’e afrika’ya
nerede zulüm varsa koşmaya
beraber ölmeye ihtiyacımız vardı
ağlayanı güldürmeye
çocuklar güldükten sonra ağlamaya bir kuyuda
âh o yaralara aşık olmuştuk biz
güzellikler maddeselse
her zaman güzel kadından daha güzel bir kadın vardır bu dünyada
sahi ne diyordu şair
“kim güzelleşmiyor öpüşünce”
biz yaralarla öpüşüp yarasızlığa vurulanlardandık
ölmek pahasına ekmeği başka biriyle paylaşmak
hiçbir kadının bedeninde filizlenemeyecek bir çiçekti zira Yazının devamını oku »

Rüya Kederlenince

20 Nisan 2013

Biliyor musun canım, senin böyle kederli olman beni çok üzüyor. Sanıyorum gövdeme, ruhuma, nereyeyse işte, içime bir yere yerleştirilmiş bir içgüdü var: Seni kederli görünce ben de kederleniyorum. Sanki bir bilgisayar programı içimde şöyle diyor: RÜYAYI KEDERLİ GÖRÜNCE KEDERLEN BAKALIM SEN DE.

Böylece ben de, hiç hesapta yokken, kederleniyorum birden bire. Oysa, günlük hayatın içinde ya buzdolabını karıştıracaktım şimdi, ya gazeteyi ya aklımı ya da saçlarımı. Dalmış gitmiştim hayatın, dur bir dakika bakayım, ben buna da bir karşılık bulayım, havalarına ki, a, bir baktım, Rüya, suratı bir karış asılmış, vücudu dertop olmuş, kendini divana atmış, yatmış, ne de mutsuz olmuş, yan gözle dünyaya ve onun dünya bakışına bakan babasına bakıyor. Yazının devamını oku »

Kağıt

19 Nisan 2013

Kağıttan ayrılıyorum, burda terkediyor beni
yurdum, burdan ötesi zarfını ağırlaştırıyor
son defa yerine çok yazılmış bir mektubun,
kestim dallarını çünkü arkadaşlarımın eski
sözlerimin yetişemeyeceği bu kayık nasılsa Yazının devamını oku »