Geçen ay, bundan bir iki gün sonra Gezi eylemleri patlak verdi. Patlak verdi, yani bir anlık bir oluşum değildi. Bu bir ay içinde ders kitaplarında okuduğum olayları yaşadım. Tarihi gördüm bir nevi. Neler gördüğümü bilmenizi istiyorum…

Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesileceği ve yerine bir şey yapılacağı herkesçe biliniyordu. Bu şey ister avm olsun, ister şehir merkezi. Demokratik hakkını kullanan halk sosyal medyadan örgütlenip Gezi’ye gitti -Eylem için devletten izin alınabilirdi diyeceksiniz, biraz ağır olacak belki ama, boş konuşuyorsunuz. Eylem için izin istense, eylem “devletin izin verdiği bir yer”de yapılacak ve hukuki bir durum söz konusu olmadığı için eylem bitene dek belki de ağaçlar çoktan kesilmiş olacaktı. Devlete karşı yapılan bir eylemi devletin izin verdiği yerde ve izin verdiği saatlerde yapmak da ayrı bir ironi.- ve sivil bir direniş başladı. Bu süre zarfında Park’ta müzik dinletildi, kitap okumaları yapıldı. Belki de Türkiye’nin bugüne dek görmediği bir ortam oluştu. Okan Bayülgen’in yüzlerce insana kitap okuduğunu asla unutmayacağım. “Bu ülkeden bir şey olmaz, şeriat gelmeden Norveç’e veya Finlandiya’ya gitmeliyim.” düşüncem yerle bir oldu. Yazının devamını oku »

Reklamlar

Sesleniş

23 Nisan 2013

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini, yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. dövüldük, vurulduk, asıldık.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi…
Yazının devamını oku »

268128_576313265715491_1207052840_n

                                                                                     Nerede iktidar varsa, orada iktidara karşı direnç vardır.                                                                                                                                  Michel Foucault

Toplumsal yaşamın örgütlenme, yönetim ve dönüştürülme tarzı olan politika, bunu yapanların kullandığı araçlarda ahlakı dışlamakta, iktidarı alma amacına yönelik olarak buna ulaşmanın en hızlı araçlarına başvurulmaktadır. Bu noktada ilke, ahlak ve vicdan terk edilmektedir.

Hedef iktidarı elde etmektir. Zorunluluk, ahlakı amaca yönelik araç olmaktan çıkarmaktadır. Hedef belirli bir dönem için herkesin iyiliği olduğundan bunun önemi yoktur.

İlkesizlik, ikiyüzlülük ve acımasızlık iktidarı ele geçirmek ve halkın mutluluğunu sağlamaksa doğru bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Her şeyin araçların içinde bulunduğunu, amacın araçlara denk olduğunu belirten Gandhi şöyle demektedir. ‘Araçlar tohum gibidir, amaç da ağaç gibidir. Yazının devamını oku »