mehmetgureli

bugün “istanbullu” diyebileceğim bir insan tanıdım. adam demeye dilim varmıyor. zira böyle dolu kişiler cinsiyetsizdir gözümde. onu erkekliğe sıkıştırmak istemem. 1949 yılında doğarak dünyanın tam dolunacak çağına denk gelmiştir bence. eğitim hayatı gösterişli geçen mehmet güreli, onu tanıdığım gün yazımın konusu olacak. bu yazıda size bir biyografik metin sunmaya niyetim yok. gayet, hep beraber tanışacağız mehmet güreli’yle.

bugün rutin internet gezintimi yaparken “kimse bilmez” adlı şarkısı karşıma çıktı, keşfetme niyetiyle açtım. daha ilk saniyelerde etkilendiğim için peşini bırakmak istemedim ve itiraf etmem gerekirse kendisini bülent ortaçgil ile özdeşleştiriyorum kafamda. “uçurtma“sının ucundan tutunca kendi dünyasını oluşturduğunu ve daha da güzeli, bizi oraya getirebildiğini gördüm. ses tonu ve müziğin ritmi beni hayatını merak etmeye itti ve birazcık araştırınca kesinlikle incelenmesi gereken şeyler buldum. zira mehmet güreli’miz yalnızca müzik icra etmekle kalmıyor; aynı zamanda yönetmen, yazar ve ressam. (yazar yazının bu kısmında “ve biz bu adamı tanımıyoruz” diye söylenir) Yazının devamını oku »

saint vitus’un, grupla aynı ismi taşıyan ilk albümünün(1984) ilk şarkısını, grubun temsili şarkısı olabileceğini düşünerek çevirdim. ilk kapakları şu şekilde;

1. saint vitus
2. white magic / black magic
3. zombie hunger
4. the psychopath
5. burial at sea

Yazının devamını oku »

Şiir kendi dilinde güzel olsa da…

Gojira – Vahşi Çocuk


Uzun zamandır çalışmayı deniyordum
Çalışmıyor
Deniyorum
Bilmiyorum
Dünyanın hayaleti ile başa çıkmak için

Bir parçamı öldürdüm Yazının devamını oku »

Eğer bir kemancı sana şarkı çalarsa, sevgilim

Ve sana bir tekerlek verseydim

Kalbim ve yalnızlığım için geri döner misin Yazının devamını oku »

Sacrificebritish1

Kurban (İsveççe: Offret, İngilizce: The Sacrifice) bir 1986 filmi. Bu, onu tamamladıktan sonra ölen Andrei Tarkovsky’nin son filmi oldu.

Özet

Film, yaşlı bir gazeteci, tiyatro ve edebiyat eleştirmeni, üniversitede estetik öğretmeni ve eski bir aktör olan Alexander’in doğum günüyle başlar. Aktör karısı(Adelaide), genç kızı(Marta) ve “sessiz” küçük oğlu “Küçük Adam” ile birlikte güzel bir evde yaşar. Alexander ve Küçük Adam bir ağaç dikerken  postane için part-time çalışan Alexander’in arkadaşı Otto, ona bir doğum günü kartı verir (“Nice mutlu yıllara”). Görüşmesinde, Alexander tanrı ile ilişkisi olmadığını(özetle ateist olduğunu) ortaya koyar. Otto çıktıktan sonra, bir tıp doktoru ve bir aile dostu, Adelaide ve Victor,  mekana gelir ve Victor’un arabasıyla Alexander ve Küçük Adam’ı eve götürmeyi teklif eder. Ancak, Alexander kalıp Küçük Adam ile sohbet etmeyi tercih eder. O monologunda, Alexander, Adelaide ile böyle uzak bir bölgede bu güzel evi kazara nasıl bulduklarını, ilk görüşte eve ve çevreye nasıl aşık olduklarını anlatır. Yazının devamını oku »