Selam kardeşler. Blogumda bugün bir hanım yazar ağırlıyorum. Yazın “sektörünün” de erkeklerin veya erkilliğin elinde olduğu bir zamandayız. Biz müslümanlar mülkiyette adaleti tahsis etmeye çalıştığımız gibi yazın hayatının, eleştirileri hedeflerinin de adaletli olması gerektiğini hesap etmeliyiz. Fakat bu yazıları pek göremiyoruz. Ya erkekler yazıyor, ya da erkil kadınlar. Bu yazıda bloguma misafir ettiğim hanım arkadaşın dertlerini okuyacaksınız. Dilerim kardeşimiz diğer hanım ve beyefendi arkadaşların da silkinip kendine gelmesi, meydanlara, yazın hayatına atılması için bir vesile olur. İyi okumalar…

ferşat ö.

Bismillahirrahmanirrahim

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki eğer bir bayan olarak yazacaksam elbette kadın merkezli yazmak durumundayım. Kimse gücenmesin. İlk önce birbirimizi doğru anlayalım.

Bilindiği üzere, kadın ve erkek Allah’ın verdiği bütün sorumlulukları paylaşırlar ve yine insanlar doğuştan Allah’a değer olarak aynı yakınlıkta veya uzaklıktadır. Bu mesafeyi aşmak insana bırakılmıştır. Yani anlayacağınız, bu durumun X veya Y kromozomu taşımakla pek bir alakası yoktur. Bir kadın İslam’ın kadına verdiği değeri ancak kendi kapasitesinde yeterince yüceltebilir ya da yerle bir edebilir. Elbette hiçbir erkeğin buna gücü yetmeyeceği gibi hiçbir devletin de gücü yetmeyecektir. Bu cümlede kadın ve erkek yer değiştirebilir. Yine mana değişmeyecektir. Sanırım buraya kadar hemfikiriz. Farklı olma konusuna gelince elbette kadın ve erkek farklıdır. Yalnız bu, fizyolojik ve biraz da morfolojik farklılıktan daha ötesine gidemeyecektir. İşte ayrıştığımız veya görmezden gelinen nokta burada başlıyor sanırım. Zira kadınların Allah’ın kulu olduğu gerçekliğini görmezden gelip bir et parçasından daha ötesini göremeyen adamların varlığını kimse inkar edemez. Böyle adamların beyin fonksiyonlarında birtakım sorunlar olduğunu düşünmüşümdür hep. Nisa suresini okurlarsa düzelirler belki. Maalesef bu adamları haklı çıkaran bazı kadınların olması da su götürmez bir gerçektir. Düşmanca tavır alma derdinde değilim. Birbirimizi doğru anlayalım istiyorum. Müslüman kadın ve erkeğin birbirine düşmanca tavır alması kapitalizmin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayacaktır. Zira yeryüzünde nimetler ve bir de külfetler vardır. Kadın ve erkek nimete ortak oldukları gibi külfeti de beraber omuzlanmak zorundadır. Aksi takdirde, iyi ve kötü günde beraberliğe yemin etmenin pek bir ehemmiyeti kalmayacaktır. Şimdi bu birlik mesajını verdikten sonra biraz yüklenelim. Çünkü bu yazı pek iyimser olmayacak. Zira aynaya bakmak farz oldu artık. Yazının devamını oku »

Reklamlar

 young-friends_2

 

 

 kardeşlerim.. hepinizi tanıyor, biliyorum. hepiniz çok güzel insanlarsınız. sizler, dünyayı şiir tadında kılmak, çocukları koşup oynarken görmek, annelerinizin güler yüzüyle neşelenmek isteyen insanlarsınız. hepiniz-kimse hariç değil-, hangi partiye oy verirse versin, hangi türküyü dinlerse dinlesin, hangi cemaatte namaz kılarsa kılsın benim kardeşimsiniz. eminim ki, siz de insan sevgisiyle dolu insanlarsınız. zira islam(barış) dininin müslümanları(barış yolcuları)yız. 

içinde bulunduğumuz düzenin tekrar farkında olmak için dünyamızı şöyle biraz dillendirelim. ardından bu düzende içine düştüğümüzü düşündüğüm bir problemi dillendirip çözüm önerimle yazımı sonlandıracağım. Yazının devamını oku »

10562629_680617182017288_7211941274099942533_oinsan var olduğu müddetçe iletişimden, ahlaktan, ekonomiden, siyasetten kaçamayacaktır. öyle ki, tarih boyunca insanoğlu tüm bunlar üzerine  sistemler kurmuş ve bu sistemleri yaşatmaya çalışmışlardır. bir felsefe öğrencisi olarak bunların bir kısmıyla ilgilenme imkanı buldum. kimi fazla sert, kimi gereksiz derecede yumuşak, kimi ise orta yolu tutsa da ruhsuz bir çıkarcılık ilişkisiyle doldurulmuştu. toplum sözleşmeleri, monarşi, egoizm, kapitalizm, komünizm…
kendi adıma, hiçbirini kusursuz bulmamakla beraber, elbette ki kimini kiminden üstün buluyorum. fakat hiçbirini üstün bulmadığım tek bir nokta var; o da ekonomiyi, ahlakı, iletişimi, sanatı bir arada bulurmaktır.
komünizmin ruhsuzluğu, kapitalizmin zalimliği ve diğer tüm gündem bile olamayan sistemlerin yetersizliğinden ziyade, iyi bir şeyle gelmek istiyorum karşınıza. zira sorunlardan dem vurup çözüm için çalışmayanlardan, çözümü açıklamayanlardan olmak istemem.
kur’ân’a bakışım onu inceleyip allah’ın kitabı oluşuna şahitlik ettikten sonra elbette ki değişti. bir kitabın allah’tan olması ne demek, biraz da burada durup konuya geçmek istiyorum.
allah, sonsuz bilgi, hikmet sahibi tek varlık. sonsuz bilgi sahibi olmanın ne demek olduğunu düşünmek bile beynimi hayli zorluyor. söylediği her şeyin iyi ve güzel olduğu bir “şey” düşünün. söylediği her şey en iyi ve en güzel, en yapılması gereken şeylerdir allah’ın. çünkü o sonsuz bilgi ve merhamet sahibidir; rahmandır, rahimdir.
ayetleri incelerken buna tekrar tekrar tanık olmamak elde değil. lafı çok uzatmadan allah’ın bizden istediği bir şeyi sizlerle beraber okumak istiyorum. Yazının devamını oku »

devrimcinin şiiri

28 Ocak 2015

palestine-paul-autodore

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

gece vakti devrimci bir edayla geldi yine
allah örtüsünü çekti üzerine aydınlığın
allah örtüsünü çekti üzerine
toprak uyuyordur
amerika uyuyordur israil uyuyordur
filistin kan ağlıyordur yine
ve ramazan sofralarında izlemeye tenezzül etmediğimiz
savaş haberleri

çocuk değil devrimci yetiştiririz
analarımız devrimci doğurur bizim
babaannelerimiz, teyzelerimiz
ah helallerimiz
patlatırcasına yazıyorum mavzerleri
çocuk değil devrimci yetiştiririz biz
ölümsüzler yetiştiririz barış için allah için
filistin’e susmayan türkistan’a susmayan
ses tellerini patlatan intihar bombacıları
cebindeki son kuruşa kadar
allah’ına kadar kardeşini düşünen teröristler yetiştiririz biz
ah kardeşlerimiz Yazının devamını oku »

bahauddin hurremşahi’nin hazırladığı kur’ân bilimi adlı kitabın son kısmını oluşturan “kur’an sureleri sözlüğü”nü sizlerle paylaşma gereği duydum. bu bilgilerle kur’ân sureleri hakkında kabataslak bir bilgi sahibi olmanızı, genel çerçeveyi gözünüzde kestirmenizi hedefledim. hurremşahî’nin notlarına ara ara eklemeler ve düzeltmeler yaptım. sizi çok yormamak ve hepsini tek yazıya sıkıştırmamak için sözlüğü 5-6 parça bölümünde paylaşmaya karar verdim ve bu da ilki olacak. sure ve konu sayısı çok olduğu için içeriğin felsefi analizine inemedim. bu konuda affınıza sığınıyorum. ileri zamanlarda allah’ın izniyle surelerin konu konu, ayet ayet tefsirlerini yazmayı planlıyorum. fakat bunun çok daha uzun süreceği kesin. bu nedenle sizlerin duasına ihtiyacım var. dualarınızla bana yardım eder ve hataya düşmememi sağlarsanız çok sevinirim. allah yar ve yardımcınız olsun.
-ferşat ö.

Yazının devamını oku »